28 Ağustos 2021 Cumartesi

Karmaşıklık (Bölüm 24 - SON) (Ateşan Aybars, 28 Ağustos 2021)


Evrimsel Ekonomi. 

Investopedia’nın tanımına göre; evrimsel ekonomi, birey ve toplumun birlikte tayin ettiği, belirlediği ekonomik süreçtir. Bu süreç, bireylerin rasyonel seçim anlayışından uzaklaşarak psikolojik eğilimlerinin kabul edilmesinden kaynaklanır ve sistemin iç dinamikleri aracılığı ile merkezi bir kontrol mekanizmasına ihtiyaç duyulmadan yeni yapılanmalar ortaya çıkar. Bu anlayış kapsamında evrim, karmaşık adaptif sistemlerin (KAS) gerçek yaşam koşullarında ekonomiyi anlama ve çözüm getirme sürecine dönüşür ve doğal ekosistem süreçlerine benzer şekilde bir dizi anahtar aşamayla gerçekleşir. Dolayısıyla, ekonomi biliminin evrimsel biyolojiden esinlendiğini ifade etmek yanlış olmaz. 

Evrim süreçleri zaman içinde makro ekonomik seviyede çeşitli entegrasyon ya da bölünmeler şeklinde tezahür eder. Serbest piyasa ekonomisinde doğal seçim yoluyla en uygun modelin hayatta kalması çok yaygındır. Tüketicilerin pek çok seçeneği olmasına rağmen çok az firma ihtiyaçlarını tam olarak karşılayabiliyor ve her şey sürekli bir değişim içinde olduğundan birçok firmanın iflas edip piyasadan çekilmesi de doğaldır. 

Evrimci ekonomistler, ekonominin her zaman bir denge durumuna yönelmek yerine dinamik, sürekli değişen ve kaotik süreçler içinde olduğunu savunurlar. Üretlen mallar ve bu malların tedariki, teknoloji geliştikçe değişen birçok süreci içerir. Üretim sistemlerini ve tüketici davranışını yöneten kuruluşlar, üretim ve satın alma süreçleri değiştikçe kendilerini yenilemek durumundadırlar. Yani, evrimsel ekonominin özünde davranışsal ekonomi vardır. Evrimsel ekonominin Darwin ilkelerine bağlanması, teorinin arkasındaki önde gelen isimlerden biri olan Joseph Schumpeter dâhil olmak üzere önemli eleştirilere hedef oluyor. Schumpeter, girişimcilerin ekonomik kalkınmanın ana itici gücü olduğunu, şirketlerin fayda sağlayacak çözümler bulmak için sürekli olarak rekabet ettiğini ve bunun sonucu olarak piyasaların döngüsel olduğunu, sürekli yukarı ve aşağı yönde hareket ettiğini savunur. Bu ifadesi ile Avusturyalı ekonomist Joseph Schumpeter, evrimsel ekonominin gelişmesinde önemli rol oynamıştır ve ekonomiyi etkileyen evrim sürecinin, zaman içinde daha fazla farklılaşma ve bütünleşme sergileyecek şekilde gelişeceğini savunmuştur.

Ekonomik gelişme
Bugün küresel ekonominin entegrasyonuyla birlikte, neden bazı ülkeler hızla gelişirken bazılarının durgun kaldığı sorusu tartışılmaya devam ediyor. Öncelikle, ekonomik kalkınma sorunu, ekonominin ötesinde sosyo-politik, çevresel, tarihi, kültürel vb. alanların etkilerini de içerir ve bu nedenle çok karmaşık olduğunu kabul etmek gerekir. Bu kabul çerçevesinde temel olarak iki farklı yaklaşım tartışılır: Yukarıdan-aşağıya merkezi düzenleyici (doğrusal) model yaklaşımı ve adaptif network (evrimsel) yaklaşım. 

Doğrusal Model. 
Merkezi olarak düzenlenmiş yukarıdan-aşağıya ekonomik gelişme yaklaşımında, daha önce değindiğim gibi önce geleceğe dönük hedefler saptanır ve bu hedeflerin gerçekleşmesi için teşvik ve kalkınma planları gibi birçok mali politika koordine edilir ve sonrasında GSYİH ölçeği çerçevesinde gelişmeler kontrol edilir. Bu merkezi model, ekonomik gelişmeyi temel olarak tanımlayan basit doğrusal bir sistemdir. Doğrusal modeller, tarım ve sanayi devrimleri sürecinde işe yaradılar ama post-endüstriyel, bilgi ekonomileri sürecinde kalkınma için uygulanabilir bir model olup olmadıkları artık tartışmalıdır. Son yılarda ülkelerin benimsedikleri modeller ekonomilerini yönlendirmekte çok önemli oluyor. Örneğin, 1970’li yıllarda Güney Kore ve Türkiye ekonomileri birbirine benzerdi, kişi başı gelir ve GSYİH aşağı yukarı aynı seviyedeydi ama aradan geçen 30-40 yılda Güney Kore gelişmiş ülkeler kategorisine yükselirken Türkiye gelişmekte olan ülkeler sınıfında bocalıyor. Neden bazı ülkelerin hızla geliştiği ve diğerlerinin ayak uyduramadığı konusu çok yönlü olarak tartışılmaya devam ediyor. Gelişmiş ekonomiler sanayileşme sonrası ekonomilerinin ilerlemesine olanak sağlayan yeni teknolojik sıçrama olan enformasyon teknolojisinin yükselişine seyirci kalmıyorlar. Bireyler, kurumlar ve ülkeler artık bilgiye ulaşmak ve bu bilgiyi işlemek için güçlü araçlara sahipler. Daha önce hiç olmadığı kadar küresel bağlantısallık ve etkileşim olanakları var. 

Evrimsel gelişme. 
Evrim süreci doğrusal modelin aksine merkezi olmayan sistemlerde çalışır. Merkezi sistemin olmadığı bir ekonomik yapıda bileşenler tanımlıdır, sisteme müdahale eden merkezi otorite yoktur, sistemin amacı da yoktur, etkileşimlerle büyür ve yönetilir. Elbette, bu özellikler alışık olduğumuz klasik ekonomi anlayışından radikal ölçüde farklıdır. Sistemlerde evrim, mikro seviyede adaptasyon olarak başlayan bir fenomendir ve bu adaptasyon makro seviyede evrim olarak ortaya çıkar. Elbette, evrim süreci kısa süreli değildir, sistemin yaşamı boyunca sürer ve çeşitli döngüleri içerir. Bu uzun süreçli döngüler karmaşık adaptif sistemlerin (KAS) konusudur. Çok basit ifade ile evrim, volatil ve belirsiz ortamlarda çevreyle uyum sağlama yetisidir. Çevreye uyum kolay kestirilebilir bir eylem değildir. Tüm sistemi anlamak ve kontrol edebilmek, tüm çevre faktörlerini hesaba katmak ve bu çerçevede sistemin optimal sonuca ulaşmasını kestirmek mümkün değildir. Evrimsel süreç sürekli yeni bilgiler üretir ve bu bilgilerle etkileşim içinde olan birey davranışlarını yeni bilgiler çerçevesinde günceller. Bu güncellemeler ya da kendiliğinden örgütlenme kritik kütleye ulaştığında sinerjik belirim (emergence) ortaya çıkar. Bu yeni belirimler, yeni pazarlar, yeni teknolojiler, yeni davranışlar veya yeni kurumlar olabilir. Sürekli olarak yeni belirimler oluştuğundan sistem klasik ekonomik anlayıştan farklı olarak hiçbir zaman dengede (equilibrium) değildir. Schumpeter'in ifade ettiği yaratıcı yıkım süreci, pozitif ve negatif geri bildirim süreçlerinde, ekonomik sistem bileşenlerinin belirmesi ve yok olmasıdır, yani sürekli dengesizlik vardır. Ekonomik karmaşıklık teorisi, refah anahtarının hem bireysel yeteneklerin toplamı hem de bu yeteneklerin çeşitli endüstriler içinde karmaşık ürünler yaratmak üzere ağlar aracılığıyla bir araya getirilebilme kapasitesi olduğunu varsayar. Az gelişmiş ekonomiler yalnızca birkaç şeyi yapabilirken gelişmiş ekonomiler nasıl çok şey yapacaklarını bilirler. Know-how bireye özgüdür, görevi yerine getirme yetisi olarak tanımlanır. Kollektif know-how ise birey tarafından gerçekleştirilemeyen görevlerin yerine getirilmesi yetisidir, ekip çalışmasıdır. Hiç kimse tek başına bir senfoni oluşturamaz, dizüstü bilgisayar üretemez vs. Tarım öncesi toplumlarda, birey neredeyse tüm organizasyonun bildiğini bilirdi ama gelişmiş ekonomilerde, bireyler farklı bilgi birikimine sahip olduğundan ağlar vasıtasıyla daha karmaşık şeyler yapabilir. Bireysel olarak farklı yetenekler ve bunları entegre edecek kurumsal yetenekler ne kadar fazla ise ürün ve hizmetler o kadar karmaşık hâle gelir ve dolayısıyla ekonomi o ölçüde gelişir.

Ateşan Aybars (28 Ağustos 2021)







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder