Kaos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kaos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ağustos 2021 Pazar

Sosyal Bilimler Karmaşıklık Ve Kaos (Kitap Analizi, Abdullah KIRAY)

 


Sosyal Bilimler Karmaşıklık Ve Kaos

Necmi Gürsakal'ın yazdığı "Sosyal Bilimler Karmaşıklık Ve Kaos" adlı kitabın Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Araştırma Görevlisi Abdullah KIRAY tarafından yapılmış ve Girişimcilik ve Kalkınma Dergisi (6:1) 2011 Journal of Entrepreneurship and Development adlı dergide yayımlanmış kitap analizini aşağıda bulabilirsiniz. İyi okumalar...


* * *

1. Kitabın Kişiliği:
Kitabın Adı:Sosyal Bilimler Karmaşıklık Ve Kaos Yazarı: Necmi Gürsakal
Yayınevi: Nobel Yayın Dağıtım
Basım Yılı: 2007
Sayfa Sayısı: 168

2. Kitap Tahlili

Kitap; bilimin gelişmesine büyük bir ivme kazandıran karmaşıklık ve kaos kavramlarının önemini vurgulamakta ve görünürdekinden farklı anlamları içinde bulunduran yeni bilim kavramının da ortaya atılmasında bu denli önemi olan bu kavramlar, disiplinler arası yaklaşımla ele alınıp açıklanmaktadır.

Kitapta ilk olarak hayatta her şeyin her şeye bağımlı olduğu bilimsel deneylerle örneklendirilerek bize göre büyük karmaşa ve kaos içeren olayların aslında hiç de öyle olmadığı bilakis bu karmaşa ve kaosun içinde bir düzenin olduğundan bahsedilerek giriş yapılmıştır. Kalan kısımlar da 19 farklı başlık altında incelenmiştir.

Belli bir zaman ve mekan çerçevesinde düşünce trendi anlamına gelen ve halk arasında kullanıldığı şekliyle vakit ve saatin gelmesi manasında olan zamanın ruhu kavramından bahsedilmiştir. Buna bir örnek olarak da keşiflerin genellikle aynı dönemde, birbirinden bağımsız çalışan birden çok sayıda kişi tarafından yapılması verilmiştir. Her işin bir akış halinde olduğu sonucuna varılarak ağlar, bağlantı ve bağlanmak kavramlarına değinilmiştir. Zamanın ruhu, iş akışı, bağlantılar, ağlar, sanallaşma, hızlanma gibi olayların sonucu olarak karmaşıklık kuramının da göz ardı edemeyeceğimiz bir kavram olarak karşımıza çıkmasından bahsedilmiştir.

Karmaşıklık ve kaos kavramlarının gerçek bir bilim adamı için iyi bir başlangıç olacağına değinilmiş ve yıllardır yapılan yanlıştan bahsedilmiştir.Ancak bin yıldan sonra doğada bulunan şekillerin geometrisinin doğrusal geometriden çok farklı olduğunun farkına varılabildiğinden, hiç koni şeklinde dağ, küre şeklinde bulut görmüş olmasak da geçmişte hep çevremizin daha çok idealize edilmiş şekillerin penceresinden bakıldığından yakınılmaktadır.

Kitapta farklı bakış açılarıyla bilimin amacı sorgulanmıştır. Sokaktaki adama göre bilimin en önemli amacının insan hayatını kolaylaştırmak olduğundan bilim adamına göre ise bunun önemli olmadığından onlara göre bilim ilgi alanı içindeki olguları anlama-açıklama ve tahmin-kontrol gibi iki amaca yönelmesi gerektiğinden bahsedilmiştir. Ayrıca bilimin amaçlarının fizik kimya biyoloji gibi doğal bilimlerden zaman içinde sosyoloji ekonomi gibi sosyal bilim dallarına geçtiğinden bahsedilmiştir. Sosyal bilimlerde anlama-açıklama amacından çok tahmin-kontrol amaçlarında sorunlar gözlendiğinden ve dolayısıyla yetersiz kalınan bu anlarda ihtiyaçların dile getirilerek farklı bilim dalları arasında işbirliğinin ortaya çıkması ve birden çok alanın kesişimi olarak yeni bilim dallarının geliştirilmesi çalışmalarından bahsedilmektedir. Nitekim zaman içinde ekonomi, istatistik ve matematik dallarının kesişimi olan ekonometri bilimi buna örnektir.

Bilim, anlama-açıklama amacı gereğince araştırmalar ile neden-sonuç ilişkileri kurarak nelerin neleri açıkladığını belirler. Bilimsel araştırmalarda neden durumunda olan değişkenler yani bağımsız değişkenler ile sonuç durumunda olan değişkenler yani bağımlı değişkenleri ne şekilde belirleyebileceğimizi anlamak ve bu ilişkileri kullanarak, onları etkilemek ve kontrol etmeyi bilimin temel mantığı olarak ifade etmektedir ve bilimdeki 3 tür ilişkiden bahsetmektedir. Bunlar deterministik ilişki, stokastik ilişki ve korelasyondur.

Bunların yanı sıra kitapta Kaos kuramının öncülerinden olan Henri Poincaré den bahsedilmiştir. Poincaré, 1882 yılında “Başlangıç koşullarındaki küçük farklılıklar nihai olguda çok büyük farklılıklar oluşturabilir.”diyerek çoklu potansiyelin kararlı çözümler ortaya koyabileceğini çatallanma deyimi ile anlatır. Bireylerin gerçekleştirdiği küçük olayların dünyayı olağanüstü bir şekilde değiştirebileceğini Poincaré bir süre sonra bilgisayar deneyleri ile kanıtlamıştır. Ayrıca doğrusal ve doğrusal olmayan sistemlerden bahsedilmektedir. İnsana ilişkin sistemlerin doğrusal olmayan sistemler olduğunu savunur. Eğer doğrusal sistemler olsalardı bebeklerin düzgün bir şekilde yetişkinlere, mum üretenlerin çaba harcamadan ampul üretenlere dönüşebileceğiyle örneklendirmiştir ve dolayısıyla yaşayan sistemlerde kaotik dönemlerin normalliğinden bahsedilmiştir.

Ayrıca doğrusal olmayan bir dünyada yaşadığımızdan bahsedilmektedir. Poincaré 1882 yılında “Başlangıç koşullarındaki küçük farklılıkların nihai olguda çok büyük farklılıklar oluşturabilir.” Dedikten Edward Lorenz 1961 de hava tahminleriyle ilgilenirken şans eseri kaosla karşılaştıktan sonra 1970 yılında matematikçi R. May lojistik denklemini bulmuştur ve sonuçta kaotik davranışların çok basit sistemlerde bile ortaya çıkabileceğini, kaotik davranış içerisinde küçük düzenlilik odalarına, düzensizliğin içinde düzene rastlanabileceğini tespit etmiştir. Bahsedilen başlangıç koşullarına hassas bağımlılık kavramını Lorenz “Kelebek Kanadı” etkisi olarak adlandırmıştır ve şöyle açıklamıştır: İki dünya düşünelim. Bu iki dünya arasındaki tek fark birinde kelebeğin kanatlarını çırpması, diğerinde ise kelebeğin kanat çırpmaması olsun.İlk anda kimsenin farkına bile varamayacağı kadar küçük bir farklılık aslında çok büyük bir değişime neden olmuştur.Kelebeğin kanadını çırptığı dünyada küçük hava akımları oluşmuş ve bu hava akımları zamanla daha büyük hava akımlarının oluşmasına neden olmuştur. Sonuçta iki dünyada zaman içinde hava durumları tamamen farklı olmuştur.

Bilim dünyasının temel yaklaşımına göre bir bilardo masası üzerindeki topun hareketini anlamaya çalışıyorsak başka bir yerde esen rüzgâr ile ilgilenmemiz gerekir. Klasik ve Newtoncu bilim için ise küçük etkiler göz ardı edilebilir, küçük etkiler büyük sonuçlara yol açmamaktadır.

Karmaşıklığa gelince ise çok sayıda tanımı yapılmış fakat uzlaşılmış tek bir tanımı yoktur. Webster sözlüğü karmaşıklığı “karmaşık olma durumu” olarak, Oxford sözlüğü ise “bir şey eğer birkaç yakından ilişkili parçadan yapılmışsa karmaşıktır” şeklinde tanımlamıştır. Ayrıca karmaşıklık basitliğin tersi olarak da nitelendirilmektedir.

Karmaşıklığın farklılık ve ilişki gibi iki boyutu vardır. Çeşitlilik karmaşıklığın farklı parçalarının farklı davranışlarını açıklarken ilişki ise bu parçaların bağımsız olmadıklarını açıklar. Parçaların çeşitlilik bağlantısı arttığında karmaşıklık da artmaktadır.

Kaos kuramı ise karmaşıklık kuramının bir alt kümesidir. Karmaşıklık kuramı içinde belirli bir davranış biçimi olarak tanımlanmaktadır. Kaos tipik olarak az sayıda değişkene sahip sistemlerle ilgilenir ve kelebek kanadı etkisi ve başlangıç koşullarına hassas bağımlılık gibi sonuçlar gösterir. Buna karşılık karmaşıklık kuramı yüzlerce binlerce parçası olan sistemlerle ilgilenir. Bir de karmaşıklık kuramında ölçek sorununa değinilmiştir. Bundan kısaca şöyle bahsedebiliriz: Bir gösterimde karmaşık görünen bir olgu başka bir gösterimde düzenli olarak görülebilir. Örneğin kurumuş çamurlu yüzeydeki kırıklar bize karmaşık görülebilir. Oysa bu yüzeye çok yukarıdan bakarsak yani ölçeği değiştirirsek o zaman da kırıkları hiç göremeyecek düz homojen bir yüzey görürüz.Kısaca karmaşıklık ilgilendiğimiz olguya baktığımız ölçekle ilgilidir.

Fraktal boyut ise biçim, doku, sayı, renk, tekrarlanma, rassallık, düzenlilik gibi bir nesnenin veya olayın özelliklerini tanımlamakta kullandığımız tanımlayıcı özellikleri niceleştiren bir kavramdır. Kısaca karmaşıklığı ölçer. Klasik bilimin geometrisi doğrusal geometri iken yeni bilimin geometrisi fraktallere dayanan kırıklı kesikli eğri büğrü fraktal geometridir. Ayrıca verileri tanımlamak için de fraktal boyuttan yararlanılmaktadır. Fraktal boyut ampirik olarak kutu sayma yöntemi, kitle yarıçap yöntemi ve piksel genişletme yöntemi olmak üzere üç yöntemle tahmin edilir.

Günümüzde veri bolluğu karmaşıklığı artıran bir etken olarak karşımıza çıkıyor. Bu karmaşıklığı yönetme de farklı disiplinlerle birlikte çalışarak disiplinler arası çalışmalarla başarılabilir. Disiplinler arası yaklaşım öngörülemez sinerjistik sonuçlar ortaya koyma potansiyeline sahip bir yaklaşım olarak karşımıza çıkmaktadır.

Karmaşıklık ve kaos dinamik, doğrusal olmayan, dengeden uzak sistemlerin bilimidir. Bu nedenle organizasyonlar özlerinde karmaşık, dinamik, doğrusal olmayan ve dengeden uzak sistemler olarak düşünülürse, organizasyonlara da karmaşıklık ve kaos kuramı ile yaklaşmak mantıklı olacaktır.

Ve sözü bitirirken
doğrusal olmayan sistemler... kelebek kanadı etkisi...
küçük dünya ağları... ölçekten bağımsızlık... fraktaller...
karmaşıklık kaos ve
yeni bilim.

3. Kitap Hakkında Genel Düşünce

Temeli karmaşa ve kaosa dayanan ve yeni bilimin de ortaya atılıp gelişmesinde önemli rolü olan kavramlar akıcı bir dille örneklendirilerek işlenmiştir. Konu teorik bilgiler ve istatistiksel hesaplanmalarla ağır bir dille anlatılmış gibi görünse de basit örneklerle anlaşılabilir özelliğe kavuşturulmuştur. Belki de bazılarımızın hiç aklına gelmediği, fark etmediğimiz ama aslında hayatımızın parçası olan olaylar okuyuculara hatırlatılmış, bilim için de bir dönüm noktası olan konulara dikkat çekilmiştir. İlk bakışta farklı ve ilişkisiz gibi görünen başlıkların hepsi bir anlam bütünlüğüyle yazılmış ve sonuçta hepsi aynı noktaya bağlanmış ve değerlendirilmiştir.

Abdullah KIRAY

Araş. Gör., Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, 

Biga İ.İ.B.F., İşletme Bölümü 

abdullahkiray@gmail.com

6 Nisan 2014 Pazar

Kaosa ve Kaos Yazınına Dair - I - (*) (Mustafa Özcan, 5 Nisan 2014)

Kaosa ve Kaos Yazınına Dair - I - (*)

Daha önceki makalelerim içinde çeşitli vesilelerle kendisinden söz ettiğim halde kaos kavramı ile ilgili başlığı olan bir yazı denemesinde bulunmamıştım.

Bunun nedenine gelince; çeşitli yazarlarca kaos ile ilgili olarak yazılmış pek çok makalede olduğu gibi hakkında çok malumat verilebilmesine karşın özüne yönelik hiçbir şey anlatılamamış olma olasılığının rahatsız edici yüksekliğidir. Kısaca belirtmek gerekirse kaos hakkında yazmak hiçbir şekilde kalemşor tipi yazar babayiğitliği ile bağdaşmaz. Hatta yazarlıkta popüler-bilimsel denemeci tarzında “üstad-ı azamlık” derecesi bile kaos hakkında makul düzeyde bir makale hazırlamak için yeterli beceri donanımını sağlamamış olabilir.

Nitekim bilim türünde onlarca kitabın yazarı ünlü Amerikalı popüler bilimci John Gribbin’in KDP-Kitap’ta Tarık Akın tarafından tanıtımı yapılmış olan Derin Basitlik (**) adlı kitabında vurgu yaparak üzerinde durduğu gibi popüler bilimsel yazarlık konusunda yetkin bir uzman da olsanız kaos konusunun çetrefil ve çapraşık kategorideki karakteristik bilgi düzeyi için yeterliğiniz olmayabilir.

Yani kaos konusunu derinden ele almak bir hayli ‘zor bir zenaat’tir.

Görülüyor ki, konuya geniş kitlelere ulaşmak açısından bakıldığında kaosu bilimsel yönden iyi bilen biri ve de ilaveten popüler bilimde usta bir yazar olmak dahi kişiye bir yeterlik ve yetkinlik sağlamamış olabilir.

İşte belirtilen bu hususlardan ötürü 1990’ların başından beri konudan haberdar ve pek çok defa konuşmacı olma nedeni ile de zaman içinde kaosla ilgili oldukça geniş bilgi edinmiş olduğum halde ben de J. Gribbin gibi şimdiye dek bu konuda bir yazı denemesinde girişmekten kaçındığımı dürüst bir şeklide itiraf etmeliyim.

Ama sonunda denemeye karar vererek hazırlık kapsamından olmak üzere kaos hakkında 1990 başlarından bugüne kadar edindiğim monografik türdeki kitapları evdeki kütüphanemin raflarından toparladığımda toplam sayının yedi adet olduğunu gördüm. İlk basımları 1980’lerin ortasından 2000’lerin ortasına dek uzanan 20 yıllık dönemde yapılmış olan yedi kitabın özet de olsa tek tek tanıtımını yapmak makaleyi deneme tarzının dışına çıkaracağından bunu gerekli görmüyorum ama referans olarak dip nota koyuyorum (***).  

Ancak toplam da global bir değerlendirme yapmanın yaralı olacağını söyleyebilirim.

Kaos teorisi müfredat durumu itibariyle uygulamalı matematik alanına girdiğinden bendeki bu kitapların yazarı olan dokuz kişi arasında matematikçilerin çoğunlukta olmasını beklememe karşın yalnızca birinin pür matematikçi ve çoğunluğunun ise doğa bilimleri dalları fizik, kimya ve özelikle de biyoloji kökeninden gelmekte olduğunu saptadım.
Çelişkiyi etraflıca düşününce nedeni bulmak zor olmadı.

İlkin kaosun daha ziyade karmaşık olaylarda kendini gösteren bir olgu olması, bu yönüyle biyoloji ve kimya konusundaki olaylarda örneklenmenin daha çok ortaya çıkmasına, bu da yazarların bu alanlardan gelmesine yol açmakta olduğu yönünde karar verdim. Ayrıca matematiğin fizik ve kimya bilimleri için sağladığı sağın dedüktif doğrulayıcılık tarzının kaotik dünyada iş görememesi sonucu konuya yaklaşım için betimleyicilik yaklaşımının seçilmiş olması matematikçileri kaos konusundan uzak kalmaya meyletmiş olmalı diye düşünüyorum.

Diğer bir deyişle kaosu inceleyen konu alanındaki odak noktası nomotetik mantık bilimleri yerine idiyografik doğa bilimleri tarafına kaymıştır demek yerinde bir saptama olacaktır.

Gerçekten de kaotik davranan bir dizgenin ilk göze çarpan özelliği matematiksel olarak formülleştirilmiş öngörüye izin vermeyen durumu veya diğer deyişle hareketin gelecekteki yörünge durumunun hiç belirlenememe  veya sadece sırnırlı ve bulanık olarak belirlenebilme durumu hakkındaki karakteristiğidir. Zaten de bu nedenle böyle davranan dizgelere kaotik damgası vurulmaktadır.

Özet bir deyişle; kaotik olaylar öngörülemez, yani kargaşa tarzında olanlardır.

Bu anlam içlemi ile kaos sözcüğünü ilk kullananlar kadim Yunanlılardır. Ozan Hesiod, MÖ 700’lerde yazdığı düşünülen Teogoni’de “her şeyden önce kaos vardı” diyerek sözcüğü bu anlamda kullanan ilk kişi olmuştur. Öte yandan kaos Yunanca’da düzensizlik, kargaşa anlamına geldiğinden bu durumda düzen kaostan gelir, yani “düzensizlikten düzen doğar” şeklinde bir önerme ortaya çıkar ki çok dillendirilen bu özlü sözün çıkışını Hesiod’a borçlu olunduğumuzu gösterir.

Şimdi konunun mitolojik yönünü bir yana bırakarak derinindeki anlamının ne olduğu sorusuna cevap aramaya çalışalım derim.

Herkesin şu veya bu şekilde bildiği üzere fizik sağın, yani kesinlikli bir bilim dalıdır. Bu duruma el vermekte olan şey ise fiziğin genel olarak doğa olayları hakkında nedenselliğe dayanan karakterinin matematiksel formalizmle ifade edilen doğa yasalarından kaynak alan güçlü ve tutarlı ön görülerde bulunabilmekte olmasıdır. Oysa fizik yasalarının bu fenomenal elverişliliği kaotik olaylarda iş görmez duruma düşmektedir.

Genel anlamda günlük dilde kaotik olaydan anlaşılan şey kargaşa halidir. Bu anlam kapsamında kargaşa, olaylarda denetlenemezlik özelliğine yönelik odaklanmış bir ifade olmaktadır. Öte yandan Hesiod’un dediği de dikkate alındığında kargaşadan düzen doğar yargısına varılır ki bu da nede-sonuç ilişkisi yönüyle denetlenebilirliği anlatmaktadır.

Kaos konusunun işte bu görüngeden bakılarak çelişikliğinin irdelenmesi kavramın anlaşırlığına önemli katkı sağlayacağını düşünüyorum. Bu nedenle ilkin bu türden doğa olaylarını ele almakla işe başlamak gerekir. 

Genel olarak doğa olayları aşağıda verilen iki ana özelliği gösterdiğinde kaotik dizge olma nitelliğini içlerinde barındırdıkları saptanmıştır. Şimdi gerekli olan söz konusu özgül durumları bağlamları ile birlikte belirleyelim:

1.     Olay gelişiminin kaotik dizgesel karakter kazanması için “faz uzayı” denen hareket/zaman ortamında sürekli-tekrarlı “geri besleme”li gidiş ile ortaya çıkan ve mecazen “garip çekici” diye adlandırılmış olan bir odağa doğru peyderpey yönelmesi gereklidir.

2.     Kaotik dizgedeki olayların gelişimi için “başlangıç koşullarına hassas bağlılık” olması gereklidir. Bu olgu “kelebek etkisi” diye –mecazen- adlandırılmış olan dünyanın bir ucundaki bir kelebeğin kanat çırpışının başka bir ucunda fırtınaya neden olacağı şeklinde abartılı bir ifade kullanılarak anlatılmaktadır.

Burada tanımlanan kaotik olay çok küçük bir etkiden hareketle garip çekiciye yönelmiş olan bir durumu ifade ettiğinden deterministik, yani belirlenimci kaos olarak kategorilendirilir. Bu kaos tipine küresel makroskopik kaos da denmektedir ki yaşam ve kentler gibi “öz-düzenleme” yapabilen dizgelerde belirgin olarak ortaya çıkar.  

Mustafa Özcan (5 Nisan 2014)
____________________
(*) Uzunluğundan dolayı yazı iki bölümde olarak sunulacaktır. Öte yandan başlıktaki yazın sözcüğünün bibliyografya anlamında kullanılmış olduğunu belirtmek isterim.
(***) Z. Sardar & I. Abrams, Kaos; J. Gribbin, Derin Basitlik, Kaos, Karmaşa ve Yaşamın Ortaya Çıkışı; J. Cohen & I. Stewart, The Collapse of Cosmos, Discovering Simplicity in a Complex World; F. Cramer, Kaos ve Düzen Sırat Köprüsündeki Hayat; I. Prigogine & I. Strengers, Kaostan Düzene, İnsanın Tabiatla Yeni Diyaloğu; D. Ruelle, Raslantı ve Kaos; J. Gleick, Kaos, Yeni bir Bilim Teorisi.