6 Temmuz 2021 Salı

Karmaşıklık (Bölüm 19) (Ateşan Aybars, 6 Temmuz 2021)

Ekonomik Sistemin Bağlantı Dinamikleri. 

Geri bildirim döngüsü yukarıda nedensellik bağlantıları başlığı altında ifade ettiğim gibi iki veya daha fazla değişken arasındaki karşılıklı bağımlılık ilişkisini tanımlar. Bu ilişkiler negatif ya da pozitif geri bildirim süreçlerine göre sistemin geleceğini belirler. Geri bildirim döngüleri tarafından belirlenen bu dinamikler, karmaşık sistem elemanlarının kendiliğinden örgütlenmelerinde temel ve çok önemli bir rol üstlenirler. Geri bildirim döngüleri ile sistem hem çevreden etkilenir hem de çevreyi etkiler. Anlaşılacağı gibi iki çeşit geri bildirim döngüsü vardır; negatif ve pozitif. Her iki tür geri bildirim sürekli olarak birbirleri ile rekabet eder ya da çatışarak sistemin yeni durumunu tayin ederler. 

Negatif geri bildirim döngüsü, sistem girdisi ve sistem çıkışı olmak üzere iki değişken arasındaki ilişkiyi temsil ettiğine göre, daha büyük girdi, daha büyük çıktı ile sonuçlanır ama bir sonraki iterasyonda negatif geri bildirim olarak sistemi beslediğinden daha küçük çıktıya neden olur. Negatif geri bildirim süreci sistemin amaca uygun, istikrarlı ve güvenli şekilde kontrol edilmesi için modellenir. Çok defa negatif geri bildirimli sistemler denge hâlindedir ya da denge etrafında küçük salınımlara (osilasyon) dönüşürler. 


Örneğin, arz ve talep arasındaki ilişki negatif geri bildirimdir. Bir üretici ne kadar çok üretirse, ürünün fiyatı da o kadar düşük olur ve düşük fiyat geri bildirim ile üretim teşvikini azaltır. Bu ilişki negatif geri bildirimdir. Bir başka negatif geri bildirim örneği faiz oranlarını düşürmek amacıyla merkez bankalarının para arzını artırmasıdır. Örneğin ABD merkez bankası FED ekonomik büyümenin sıkıntılı olduğu dönemlerde faiz oranlarını düşürmek amacıyla parasal politikasını değiştirerek likiditeyi artırır. (Bkz. Şekil 1.) Klasik arz talep denkleminde, para arzının artması (S1 arz eğrisinin sağa doğru S2’ye kaydırılması) hâlinde denge daha düşük faiz oranında gerçekleşir.




   











Şekil 1 Arz-talep dengesi. FED para arzı faiz oranlarını düşürür.


Negatif geri bildirimin aksine, pozitif geri bildirim döngüsü doğrusal sistemlerde gözlenmez, yani sistemin çıktısı sistemin gelecekteki durumunu etkileyemez.  Bu geri bildirim her iterasyon sonucunda sistem çıktısını üstel şekilde ve kontrolsüz artıran bir ilişkidir. Daha büyük sistem girdisi pozitif geri bildirimle daha büyük sistem çıktısına yol açar ve iterasyonlar sonrasında sistem beklenmedik şekilde farklı ve yepyeni bir duruma dönüşür. Bu tür davranışlar birçok varlıklarda görülür ve nedeni çok defa insan psikolojisi ve davranışa bağlanır. Herhangi bir finansal varlık fiyatının arada bir balon gibi şişmesini davranışsal finans kavramlarıyla açıklamaya çalışırlar. Örneğin, sürü psikolojisi. Yatırımcıların herhangi bir enstrümanın gerçek değeri yerine yükselen fiyatının cazibesine katılması rasyonel olmayan coşku (irrational exuberance) olarak bilinir ve çok defa piyasa balonuna neden olarak gösterilir. Bu tür pozitif geri bildirimler bir süre sonra dengesini kaybetmeye başlar. Yatırımcılar, eninde sonunda finansal varlığın gerçek değerini anlamaya başlarlar ve bir kısmının satış yapması sürüyü harekete geçirirerek pozitif geri bildirimin aksi yönünde etki yapmasına yol açar ve varlık fiyatları yükseldiği gibi dramatik şekilde değer kaybeder. 


Geri Bildirim Dinamikleri. Geri bildirim döngüleri ekonomik sistemin gelişiminde dinamik bir rol üstlenirler. Negatif geri bildirim döngüsü sistemi dengeye zorlar. Yani, sistem dışarıdan çok büyük bir şoka maruz kalmadıkça negatif geri bildirim döngüsü sistemi dengeye geri getirecektir. Bu açıdan, negatif geri bildirim ekonomide istikrar sağlayan bir kontrol mekanizması olarak sistemi sürekli şekilde, ufak tefek sapmalarla, istenilen seviyede dengeye getirmeye çalışır. Örneğin, geçmiş verilere bakıldığında bir ülkenin GSYİH’si, artan nüfus, üretimde verimlilik (teknoloji, yeni kaynakların bulunması, yeni modellemeler vs.) gibi çeşitli faktörlerle yükselen bir trend izler. Ancak, ortalamalardan aşırı sapmaların olduğu süreçler ekonomik büyüme ya da daralma, kısaca ekonomik dengesizlik anlamına geleceğinden, hükûmetler mali ve/veya para politikalarını kullanmak durumunda kalırlar. GSYİH'deki dalgalanmaları azaltmak ve ekonomiye tekrar istikrar sağlamak için hükûmetler otomatik dengeleyici olarak vergi ve sosyal yardım politikalarını yeniden planlar ya da değiştirirler. Sisteme negatif geri bildirim olarak giren yeni politikalar sistemik değişime direnerek istenen istikrarı sağlayabilir. Ekonomik kriz sırasında teşvik paketleri ve bankaların kurtarılması negatif geri bildirim fenomenine bir başka örnektir. 


Negatif geri bildirimin aksine pozitif geri bildirim, istikrarı bozan bir süreçtir, çünkü sistemin çıktısındaki bazı değişiklikler bir sonraki iterasyonda, sisteme tekrar geri bildirim olarak verildiğinde sistem çıktısını kontrolsüz yükseltecektir. Dolayısıyla, dengeleme mekanizması yoktur. Sistem, sürekli pozitif geri bildirim sonrasında güçlenmeye devam eder ve üstel bir şekilde dengeden uzaklaşır. Eğer, herhangi bir negatif geri bildirim döngüsü ile dengelenmezse, sistem tamamen farklı bir duruma taşınabilir. 


Pozitif geri bildirimin sistemi üstel olarak dengeden uzaklaştırması çok faydalı olabildiği gibi çok zararlı da olabilir. Pozitif geri bildirim ile kazancın artması yükselen faydalı sarmal (virtuous cycle) yol açarak ekonomide fayda sağlar ve sarmal yükseldikçe başka yeni faydalara yol açar. Örneğin, hükûmetlerin altyapıya ayırdıkları yatırım faydalı bir sarmaldır, çünkü projeye katılan şirketler daha üretken ve kazançlı olabilir, daha fazla vergi verir ve geliri artan hükûmet daha fazla altyapıya kaynak ayırarak ekonomiyi dengeleyebilir. Burada kamu harcamaları yükselen faydalı bir sarmal yaratır ve sarmal bir süre sonra çeşitli kısıtlamalar (negatif geri bildirim) etkisiyle belli bir seviyede tavan yapar. Ölçek ekonomisi de benzer şekilde gelişir. Şirketler, kuruluş yıllarında yükselen faydalı sarmal özelliği gösterirler. Daha fazla üretim, daha düşük marjinal maliyet ve tüketiciye düşük fiyatlarla yansır, tüketim tetiklenir, şirket daha fazla kazanır, faydalı sarmal daha fazla üretim sağlamak için geri beslenir ve böylece pozitif geri bildirim devam eder. Net sonuç, şirketin ilk yıllarındaki büyümesi üstel şekilde olacaktır ama yükselen faydalı spiral süreç sürekli devam edemez. Piyasa olgunlaştıkça ve yeni rakipler katılınca, sistemi istikrara taşımak üzere negatif geri bildirim şirketin daha fazla büyümesini engellemeye başlayacaktır. 


Pozitif geri bildirimin ekonomide neden olduğu zararlı sarmal (vicious cycle) yönetimin ve hükûmetlerin en çok endişe ettikleri kavram olup kontrol edilemeyen zorluklara ve krizlere yol açar. Klasik bir örnek hiperenflasyon ya da deflasyon olabilir. Bilindiği gibi, makroekonomide isdihdam, talep, üretimin arz ve fiyatı, şirketlerin kârlılığı vs. birbirlerine bağlıdır. Aşağıdaki Şekil 2.’de işsizliğin artmasından başlanırsa mal ve hizmetler olumsuz etkilenir, talep daralır. Talebin daralması arzı ve fiyatı düşürür. Elbette, aşırı düşük arz ve fiyat çok defa negatif geri bildirimle ekonomik dengeyi tekrar oluşturmaya çalışır ama bu her zaman başarılı olmayabilir. Bu durum, yani arz ve fiyatların düşmeye devam etmesi şirket kârlılıklarını azaltırken tüketim de azalır. İnsanlar fiyatın daha da düşeceği beklentisi ile harcamalarını iyice kısarlar, resesyonun daha uzun süre devam edeceği beklentisi ile ekonomiyi deflasyonist bir sürece sokarlar. Böyle bir süreçte merkez bankalarının para basması ve piyasalara aşırı likidite sağlaması bile güven eksikliğinden dolayı işe yaramaz. FED başkanı B. Bernanke’nin helikopterden para saçmak metaforu hatırlardadır, uzun süre işe yaramamıştı.














Şekil.2. Deflasyon sarmalı.


Pozitif geri bildirimin bir başka zararlı sarmal örneği olarak 2008 yılında başlayan konut krizi gösterilebilir. 2008 konut krizinin ardında pozitif geri bildirimin neden olduğu zararlı sarmal vardır. Banka ve yöneticilerin bırakınız yapsınlar (lasse faire), nasıl olsa serbest piyasa ekonomisi her şeyi dengeye getirir söylemleri ve çok az kişinin anladığı karmaşık ve riskli finansal mühendislik tasarımları anlaşılmaya başlandığında konut sektöründe endişeler arttı ve konut satışları hızlanarak sorumsuz ve art niyetli yöneticilerin saadet zincirini sona erdirdi. Çünkü daha fazla ev satışı ile fiyatlar düşmeye devam edince konut sahipleri ipotek borçlarını karşılayamayacak duruma geldiler (bankaya borçları konut fiyatının piyasa değeri üzerine çıkınca) ve konutlarının anahtarlarını bankalara teslim etmeye başladılar. Bankaların envanterinde daha fazla satılık konut olması, fiyatları daha da düşürmeye devam ederken pozitif geri bildirim (zararlı sarmal) çok büyük bir ekonomik krize yol açtı. 


Bu örneklerden zararlı sarmala yol açan pozitif geri bildirimin ne kadar güçlü ve kontrol edilmesinin ne kadar zor olduğu görülüyor. Pozitif geri bildirimin zararlı sarmalı bir kez başlarsa sistemi tamamen farklı bir duruma sürükleyebilir. Bu örneklerden negatif ve pozitif geri bildirim döngülerinin kontrol çabasının merkezinde olduğu anlaşılır. Negatif geri bildirimin, her türden merkezi kontrol sistemi içinde kullanıldığını ve hedefe yönelik davranışı temsil ettiğini belirtmiştik; yani, kontrol sistemi öncelikle sistemin istenen durumunun ne olduğunu tanımlamalıdır. Evimizde termostat kullanacaksak, çalıştırmadan önce istediğimiz sıcaklığı ayarlamamız gerekir. Evimizi ısıtmak söz konusu olduğunda bu basittir ama negatif geri bildirim döngüsünü bir şirketi veya ekonomiyi yönetmek için kullandığımızda (örneğin vergi sistemi ya da faiz oranları politikası) makro politikalarda doğru tanım ve tahmin yapabilmek ve olası sonuç senaryolarının neler olabileceğini kestirebilmek kolay olmaz ve çok fazla mali kaynak gerektirir. 


Geri bildirim döngüleri genellikle bilim, mühendislik ve ekonomi alanında standart matematik modellerden faydalanır, çünkü önemli karmaşıklıklar ve gelecekteki tüm durumlar yol boyunca birçok geri bildirim döngüsüne bağlı olacağından, olayları tahmin ederek geleceğe yönelik projeksiyon yapmak zordur, kapasitemiz sınırlıdır. Geri bildirim fenomeninin analitik yaklaşımla modellenmesi, ekonomik kriz gibi doğrusal olmayan sonuçları tahmin etmekte çok yetersiz olmamızın bir nedenidir. Geri bildirim döngüleri, ekonomi gibi karmaşık döngel olmayan sistemlerin gelişmesinde doğal bir süreçtir. Gelecek, geçmişin basit bir dönüşümü değildir. Sistemde geri bildirim iterasyonları ne kadar hızlı olursa sistemin geleceğini öngörebilme kapasitesi o kadar düşük olur.


Ateşan Aybars (6 Temmuz 2021)



3 Temmuz 2021 Cumartesi

İşte son müsilaj raporu (Fatih Çekirge - Hürriyet Gazetesi, 3 Temmuz 2021)

 

Mustafa Hoca, Çanakkale’den Babakale’ye kadar daldı... İyi haberler geldi. Ege rahat nefes aldı...

Prof. Dr. Mustafa Sarı bir süre önce müsilajın son durumunu raporlamak için bir dizi dalış kararı almıştı.

Çanakkale’den Göcek’e kadar inecekti.

Merakla bekliyordum...

Mustafa Hoca o dalışlara başladı. Önce Çanakkale-Babakale arasında daldı.

Son olarak perşembe günü Avşa Adası’nda daldı...

İşte son müsilaj raporu

İşte Prof. Dr. Mustafa Sarı’dan gelen son müsilaj bilgileri...

- ÇANAKKALE: Deniz dibinde müsilaj ciddi şekilde azalmış. Bir temizlenme var. Geniş bloklar halinde dip örtüsünü boğan o görüntü neredeyse bitmiş.

- BOZCAADA GÜNEYİ: Bozcaada’nın güneyinde yapılan dalışlarda bir miktar müsilaj görüldü. Bozcaada’nın 10 mil güneyinde müsilaj etkisi bir miktar yaygın...

- BABAKALE: Prof. Dr. Mustafa Sarı bu koordinatlarda birkaç dalış birden gerçekleştirdi. Fotoğraflar çekildi. Deniz dibinden örnekler alındı. Bu noktadan iyi haberler geldi. Babakale’den itibaren müsilaj görülmedi.

- DİP GÖRÜNTÜSÜ: Babakale’den itibaren diplerin temiz olduğu görüldü. Yer yer müsilaj parçalarına rastlansa da genel olarak dip temiz...

- EGE’YE İNER Mİ: Müsilajın Ege’ye inme tehlikesi ortadan kalkmış görünüyor. Mustafa Hoca bu ihtimali şöyle açıklıyor: “Akıntıyla en güneye kadar inebilecek müsilaj kümeleri olabilir. Ancak bunların nadir ve tekil olaylar olarak kalacağını düşünüyorum...”

- REHAVETE KAPILMAYALIM: Prof. Sarı Avşa’daki dalışının ardından dipteki bu temizlenmeyi hatırlatarak şu uyarıyı da yapıyor: “Bütün bunlar iyi gelişmeler. Ancak hiçbir şekilde rehavete kapılmayalım. Müsilaj tehlikesini ciddi şekilde periyodik olarak izlememiz gerekir.”

BİR DAHA OLMAZ DEMEYELİM

Evet, Bandırma Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı’nın izlenimleri ve analizleri gösteriyor ki denizleri kirleten bizlere denizin bir cevabı olarak üzerimize gelen bu “salya” ya da “kusmuk” şimdilik etkisini kaybetmiş görünüyor.

En önemlisi, Babakale’den itibaren Ege’ye doğru akacak ciddi bir müsilaj kitlesi yok.

Bu iyi haber...

Ancak özellikle İzmit Körfezi’ndeki sanayi kirlenmesi... Atık kirlenmesi ve Marmara Denizi’nde dip kirlenmesine dönüşen kontrolsüz atık meselesi çözülmedikçe...

Müsilaj tehdidi de bitmeyecek...

Müsilajı denizin bize yaptığı bir “imdat çağrısı” olarak görmeliyiz.

‘İNCİ KEFALİ’NİN BABASI

Prof. Dr. Mustafa Sarı kimdir? Her defasında hatırlatmak istiyorum.

Prof. Dr. Sarı asistanlık günlerinde gittiği Van’da dünyada tek tür olan İnci kefalinin neslinin tükeneceğini görmüş ve neredeyse bütün gençliğini Van Gölü’ndeki o balığın kurtarılması için harcamıştır. Başarılı da olmuştur. O yüzden ben kendisine İnci kefalinin kurtarıcı babası diyorum...

Şu anda Bandırma Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanlığı’nı ve bilim kurulu faaliyetini yürütüyor.

Fatih Çekirge - Hürriyet Gazetesi (3 Temmuz 2021)

https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/fatih-cekirge/bin-agaci-kesecek-durdurun-bu-katliami-41841317



30 Haziran 2021 Çarşamba

Karmaşıklık (Bölüm 18) (Ateşan Aybars, 30 Haziran 2021)

 

Doğrusalsız Ekonomik Dinamikler


Öncelikle, klasik ekonomi ve karmaşıklık ekonomisinin temel farkını oluşturan geri bildirim ya da nedensel döngü (casual loops) kavramının anlaşılması gerekir. Sistem teorisinin en önemli kavramlarından biri olarak geri bildirim kavramına ekonomik örnekler üzerinden kısaca değinelim. 

Ekonomik Sistem Dinamikleri. Ekonomilerin zaman içinde nasıl geliştiği anlamakta zorlandığımız çok karmaşık bir konudur. Bu soruya çözüm arayışlarından biri sistem dinamiklerinin modellenmesidir. Sistemin yapısı, değişkenleri ve nedensel bağlantıları modellenerek sürekli değişen ekonomik süreçler anlaşılmaya çalışılır. Nedensel bağlantılar ve geri bildirim döngüleri, karmaşıklık teorisinin temel kavramlarıdır. Karmaşıklık, yaşam oyununda olduğu gibi (bkz s.65) çok basit kurallar ile modellenebilir.  Ancak ortaya çıkan fenomen bu basit kuralların doğrusal olmayan etkileşimlerden dolayı karmaşıktır. 

Nedensel Bağlantılar. Nedensel döngü diyagramı, bir sistemdeki farklı değişkenlerin birbiriyle nasıl ilişkili olduğunu görselleştiren diyagramdır. Diyagram, bir dizi düğüm ve kenardan oluşur. Düğümler değişkenleri, bağlantılar ise iki değişken arasındaki ilişkiyi temsil eder. Pozitif olarak işaretlenmiş bir bağlantı, pozitif bir ilişkiyi, negatif olarak işaretlenmiş bir bağlantı ise negatif bir ilişkiyi gösterir. Negatif bir nedensel bağlantı, iki düğümün aksi yönde değiştiği anlamına gelir, yani, bir düğümün değeri artarsa, diğer düğümün değeri azalır. Örneğin, araba ne kadar uzun yol giderse deposundaki yakıt o kadar azalacaktır. Negatif bağlantılar, doğası gereği doğrusal toplama özelliği gösterirler (zero-sum game), bir düğüme ne kadar eklenirse diğer düğümden o kadar eksilir. Bu tür negatif geri bildirim sisteme denge ve istikrar getirir ama yaratıcı değildir. Pozitif bir nedensel bağlantı, iki düğümün aynı yönde değiştiği anlamına gelir, düğümün değeri azalır ya da artarsa bağlantılı olduğu diğer düğümün değeri de azalır ya da artar. Örneğin, bir ülkenin üretimi artarsa elektrik tüketimi de artar. Pozitif bağlantıların etkisi bileşiktir, doğrusal toplama özelliği göstermediklerinden (non-zero-sum game) çözümleri doğrusalsızdır. Pozitif bağlantılar ve pozitif geri bildirimler, neredeyse tüm doğrusalsız olayların nedeni olduğundan doğrusalsız sistem dinamiklerinin anlaşılmasında son derece önemlidir. Pozitif geri bildirimler sistemi faydalı sarmal şeklinde üstel olarak büyütmelerinin yanı sıra zararlı sarmal şeklinde, öngörülemez kaotik sonuca da götürebilir.



 










Şekil 1. Nedensel bağlantılar. Karmaşık sistem dinamiklerinin anlaşılması için esastır. Doğrusalsız sistem bileşenlerinin etkileşimini açıklarlar. Mikroekonomide bu etkileşimler modellemek amacıyla kullanılırlar, örneğin zero-sum ya da non-zero-sum game. Sistemin sinerji ile değerini artırmak ya da müdahale ile değerini azaltmak nedensel bağlantılarla anlaşılır. Kaynak: Systems Innovations


Sinerji. İki düğüm arasındaki etkileşim sistem bütününe değer katıyorsa buna sinerji, sistem bütününün değerini azaltıyorsa buna müdahale ya da kısıtlama denir. Sinerjik sistemlerde, bütün parçalarının toplamından fazladır. Evrende sayısız örneği vardır. Ekonomide, ticaretin pozitif toplam olduğu düşünülür, eğer bir şeyden vazgeçerseniz karşılığında elde edeceğiniz şeyin daha değerli olmasını bekliyorsunuz demektir. Her iki taraf aldıklarına vazgeçtiklerinden daha fazla değer veriyorsa, tüm sisteme değer katmış olurlar. Bunun en güzel örneklerinden biri küresel ekonomidir. Milyonlarca insanın farklı yetenekleri şirketler vasıtası ile koordine edilerek, tek başına kimsenin başaramayacağı şeyler üretilir; örneğin otomobil. Her bireyin farklı yetenekleri bir araya getirilerek sistemin tümüne fayda sağlanır. 

Ekonomik süreçler doğrusal veya doğrusalsız olarak tanımlanabilir. Doğrusal gelişim süreçleri, ekonominin adım adım aşamalı olarak geliştiği dengeleyici güçlerle karakterize edilir. Doğrusalsız süreçler ise pozitif geri besleme süreçleri ile ekonomik istikrarın bozulması ve ekonominin tamamen yeni bir rejime dönüşmesidir. Ekonomik kriz gibi hızlı ve çoğu zaman ani değişim süreçleri doğrusalsız ekonomik dinamiklerde incelenir. Geçmişte karmaşıklığı modelleyecek araçlara sahip değildik, ekonomik sistemin basit etkileşimlerini açıklamak için doğrusal modellerimiz vardı. Buna karşı karmaşık ekonomik sistem değişkenleri birbirleriyle son derece bağlantılıdır. Bu bağlantılar yoluyla, bileşenler durumlarını senkronize ederek aralarında ilişkiler kurarlar. Dengesizlik, pozitif geri bildirimden kaynaklanır. Olumlu geri bildirim döngüleri pekiştiricidir ve zaman içinde tüm sistemi tek yöne sürerek krizlere neden olurlar. Yerel düzeydeki mikro etkileşimler makro düzeyde yeni belirim ya da dengesiz kalıplara yol açmak için pozitif geri bildirimlerle güçlenirler. 1997 Asya krizinde Tayland’ın ülke tahvillerinin çöp olması ve memorandum ilan etmesi domino etkisi ile çevre ülke tahvillerine de satış getirmişti. Bir başka örnek olarak banka krizleri gösterilebilir. Bilanço dengesi bozulan bir bankaya güvensizlik artınca bir kısım yatırımcılar paralarını çekip hesaplarını kapatmaya başlar. Bundan etkilenen diğer yatırımcılar pozitif geri bildirim şeklinde bu sürece katılır ve tüm bankacılık sistemi krize dönüşebilir. Bankaların kâbusu olan bu durum basit yerel bir fenomenin doğrusalsız etkileşimlerle simetri kırılmasına ve sonucunda ülkesel ya da küresel çapta krizlerin ortaya çıkmasında nedendir. 

Simetri Kırılması. Fizik ve matematikte, simetri kırılması temel kavramların başında gelir. Madde ve anti-madde oluşumu gibi temel fenomenlerin arkasında simetri kırılması vardır. Birinci bölümde çeşitli örneklerle simetri dönüşümlerini açıklamaya çalıştım. Fizikte simetri kırılması, bir sisteme etki eden son derece küçük dalgalanmaların kritik bir noktayı (kendiliğinden örgütlenme eşiği) geçmesiyle oluşan çatallanmalardan birisini seçerek sistemin kaderine karar verdiği bir olguyu tanımlar. Ekonomide simetri kırılmasına bir örnek olarak, küreselleşme olgusu gösterilebilir. Küreseleşme öncesi ulus devletler kapalı bir sistem olarak varlıklarını sürdürürken simetrik ekonomik faaliyetlerini korurlardı. Birey ve kurumların üretim ve tüketimleri ithâlat-ihracat dışında kapalı bir sistem olarak işlerken bir kısmı mal ve hizmet üretiyor, diğerleri tüketiyorlardı. Küresel ekonomiye bağlanan birey, kurum ve ülkelerin etkileşimi ile yeni fırsatlar (belirimler) ortaya çıktıkça küresel ticaret hacmi yükselmeye başladı. Çok uluslu bir çikolata şirketi (ÇUŞ) Fildişi Sahili’nde üretilen kakaoyu toplar, işletir ve üretimini küresel pazara ihraç ederek Fildişi ekonomisinde (turizm, balıkçılık egzotik meyve vs.) simetri kırılması ve dengesizlik yaratır.

Günlük yaşantımızda simetri kırılmasına bir örnek trafik sıkışıklığıdır. Önce, sorunsuz bir şekilde trafikte ilerleyen arabalar kabaca aynı hız ve mesafede ilerlerler. Arabalardan birisinin herhangi bir nedenle yavaşlaması, pozitif geri besleme ile diğer arabaların yavaşlamasına neden olur ve trafik heterojen bir sistem hâline dönüşür. Arabalar, artık farklı hız ve mesafelerde hareket ettiğinden simetri bozulmuştur. Trafik, bir önceki dengesine dönebilir ya da bir tıkanıklık etkisini artırdıkça hesapların alt üst olduğu yepyeni bir duruma geçebilir. 

Bir ekonomik sistem içinde doğrusal olmayan sinerjik etkileşimler farklı düzeylerde farklı organizasyonların, örneğin kurumların ortaya çıkmasına neden olur. Bu ifadeden hareketle “klasik ekonomide simetri kırılması olmadığından kurumların da ortaya çıkmaması gerekir” şeklinde akıl yürütme doğrudur. Ancak klasik ekonomide kurumlar yapay olarak, dışsal kar amaçlı faktörler nedeniyle ortaya çıkarlar. Oysaki doğrusalsız etkileşimlerle sistemin içsel bir parçası olarak şekillenen kurumlar, simetri kırılmalarından kaynaklanan denge dışı yapılar olarak hane halkından işletmelere, şehir ekonomilerine kadar çok farklı seviyelerde etkili olarak heterojen bir makro sistemi oluştururlar.

Faz geçişleri. Simetri kırılması, faz geçişi adı verilen daha geniş bir değişim sürecinin parçasıdır. Faz geçişi, nicel küçük değişikliklerin sistemik bir dönüşüme yol açtığı durumdur. Örneğin, kontrol parametresi sıcaklık olabilir ve kritik bir noktada (100 derece) nitel değişime uğrayarak su buhara dönüşür. Suyun, 99 derece olan sıcaklığının çok az bir artışı (1.0 derece) sonucunda buhara dönüşmesi sistemik bir dönüşümdür. Artık, su ve buharın özellikleri farklıdır ve farklı fizik yasalarına tabi olurlar. Faz geçişleri anidir ve faz geçişinin (suyun buharlaşması) hemen öncesinde kendiliğinden örgütlenmenin kritik seviyesi faz geçişini süreksizleştirir. Yukarıda değindiğim banka krizine tekrar dönelim. Bankanın problemli olduğunu düşünen bazı yatırımcıların paralarını çekmeye başlaması pozitif geri bildirim ile diğerlerinin de bankadan para çekmesine neden olur. Para çeken yatırımcıların sayısı kritik sayıya ulaşınca pozitif geri besleme üstel olarak artmaya başlar ve bankanın bir anda iflas etmesine yol açar. Burada olan şey, öncesinde negatif geri besleme ile istikrarlı olan banka, pozitif geri bildirimler ile kendiliğinden örgütlenen bireylerin sayısı, kritik seviyeye taşındığında bankanın denge simetrisi (istikrarlı hizmet vermesi) bozulur ve hızlı bir faz geçişi ile makro seviyede dengesiz yeni yapılar oluşur. 


Değişken Dengeler. Negatif geri bildirim, sistem girdi ve çıktıklarını denge durumuna getirmeye çalışarak sistemi doğrusal gelişime zorlar ama ekolojik sistemler ya da karmaşıklık ekonomisi gibi gerçek dünya fenomenleri hem negatif hem pozitif geri bildirimler aracılığı ile birçok farklı mikro ve makro seviyelerde yeni yapılara dönüşürler. Negatif geri bildirim sistemi dengeye zorlarken pozitif geri bildirim sistemin dengesini bozmaya yöneliktir ve sistemin davranışı bu iki tür geri bildirim arasında ortaya çıkan durumdur. Örneğin, her sabah kalkıp işe gittiğim sürece şu andaki istikrarlı mali durumumu korurum ama bir süre işe gitmez ve evde bilgisayar oyunları oynarsam dengeleyici negatif geri bildirim durumundan çıkarım. O zaman kazancım ve harcamalarım arasında simetri kırılması olur, ne kadar uzun süre işsiz kalırsam, dengeden o kadar uzaklaşırım. Sonuçta, işsiz kaldığım ve gelirim olmadığı için evimden atılmam rejim değişikliği olarak bilinen farklı durumu ortaya çıkarır. Negatif ve pozitif geri bildirimlerle yönlenen sistemler değişken dengelidir ve çevremizde ekonomi dâhil her tür gerçek dünya fenomeni bu şekilde çalışır.  Sisteme negatif geri bildirimlerin hâkim olduğu süreç istikrarlı gelişim ve denge dönemleri sergilerken pozitif geri bildirimin baskın hâle geldiği süreçlerde dengesizlik ortaya çıkar.


Yol bağımlılığı (path dependency). Kapalı doğrusal sistemlerde zaman tersine çevrilebilir ve sistemin geleceği öngörülebilir ama doğrusalsız sistemler için bu söylenemez. Doğrusalsız sistemler başlangıç koşullarına aşırı hassasiyet gösterdiklerinden, gelecekleri öngörülemediğinden zamanda geriye de gidilemez, yani zaman tek yönlüdür ve şu an nerede olduğumuz geçmişte olanla tayin edilmiştir. Geriye dönüp bir şeyleri değiştiremeyeceğimizden dolayı yol bağımlılığı vardır. Diğer bir ifade ile geçmişte yapılan seçimler nedeniyle, şu an belirli bir duruma kilitlenmiş oluruz. Yol bağımlılığına bir örnek olarak, bir fabrikanın etrafına kurulmuş bir kasaba düşünelim. Fabrikaların çevre kirliliği, gürültü gibi çeşitli nedenlerle doğal olarak yerleşim alanlarından uzak olması tercih edilir. Sonrasında, çalışanlar için fabrika yakınlarında konut, market vs. inşa edilir. Tüm bu yapılanma nedeniyle, topluma daha iyi hizmet edecek olsa bile, fabrikanın daha sonra herhangi başka bir yere taşınması çok maliyetli olacaktır. Yol bağımlılığı ile anlatılmak istenen şey, hiçbir zaman en verimli, en uygun çözümleri seçmenin mümkün olmadığıdır. Ekonomi her zaman optimal olmaktan dolayısıyla dengeden uzaktır. Doğrusalsız ekonomik dinamikler hakkında son olarak şunu belirtmek isterim. Tüm anlatılanların arkasında belirim denilen ve bireylerden kurumlara kadar tüm ekonomide yeni yapıların oluşmasına neden olan önemli bir süreç yaşanır. Belirim, soyut bir fenomendir ve kendiliğinden yapılanma, simetri kırılması, faz geçişleri ve değişik denge gibi fenomenler hep birlikte belirim fenomenini ortaya çıkarırlar.  


Ateşan Aybars (30 Haziran 2021)


https://www.systemsinnovation.io/post/nonlinear-economic-dynamics




28 Haziran 2021 Pazartesi

Sürdürülebilir kalkınma için 17 hedef (Hürriyet Gazetesi, 28 Haziran 2021)

 

   Sürdürülebilir kalkınma için 17 hedef

İklim krizi, çevre kirliliği, ormansızlaşma, gelir adaletsizliği ve eğitimde fırsat eşitsizliği gibi problemler tüm dünya vatandaşları için yakıcı sorunlar... Bu sorunlar aynı zamanda sürdürülebilir kalkınmayı ve tedarik zincirini de tehdit ediyor. Tüm bunların üstesinden gelmek için Birleşmiş Milletler (BM) tarafından ortaya konan 17 sürdürülebilir kalkınma hedefi hem devletler hem şirketler hem de vatandaşlar için çok önemli bir yol haritası oluşturuyor.


Gelir adaletsizliği, iklim krizi, eğitimdeki fırsat eğitsizliği, barınma ve sosyal sorunlar. Hepsi son dönemde tüm dünya insanları için gittikçe daha da büyüyen problemler haline geldi. Sosyal sorunların yanında hızla artan çevresel felaketler de insanlar için yaşamın sürdürülebilirliğini tehdit ediyor. Bu konuda devletlere, şirketlere ve tüketicilere büyük roller düşüyor. Özellikle ormansızlaşma, çevrenin kirletilmesi, gelir dağılımı, aşırı betonlaşma, karbon salınımı, eğitim ve adalet gibi konularda adım atılmazsa daha zor günler bizi bekliyor.

EYLEM ÇAĞRISI

Birleşmiş Milletler (BM) tarafından belirlenen ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerinde bir yol haritası çizen 17 madde de tüm bunlar için elzem. Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları da (SKA), diğer bir deyişle Küresel Amaçlar, yoksulluğu ortadan kaldırmak, gezegeni korumak ve tüm insanların barış ve refah içinde yaşamasını sağlamak için evrensel eylem çağrısı olarak nitelendiriliyor.

REHBERLİK EDİYOR

‘HERKESİN ORTAKLIĞINA İHTİYACIMIZ VAR’

Bİrleşmİş Milletler’in öncü kalkınma ajansı olan UNDP, 170’ten fazla ülke ve bölgede çalışmalar yapıyor. 2016’da yürürlüğe giren Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları da 15 yıl boyunca UNDP politikasına ve finansmanına rehberlik edecek. UNDP, “Stratejik planımız yoksulluğun azaltılması, demokratik yönetişim ve barışı yapılandırma, iklim değişikliği ve afet riski, ve ekonomik eşitsizliği içeren temel alanlara yoğunlaşmıştır. UNDP, hükümetlerin Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nı kendi ulusal kalkınma planları ve politikalarına entegre etmelerine destek sağlar. Gelecek nesillere daha iyi bir gezegen bırakmak amacıyla Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın gerçekleştirilmesi için hükümetler, özel sektör, sivil toplum ve vatandaşların ortaklığına ihtiyacımız var” diyor.

1- Yoksulluğa son
2- Açlığa son
3- Sağlık ve kaliteli yaşam
4- Nitelikli eğitim
5- Toplumsal cinsiyet eşitliği
6- Temiz su ve sanitasyon
7- Erişilebilir temiz enerji
8- İnsana yakışır iş ve ekonomik büyüme
9- Sanayi, yenilikçilik ve altyapı
10- Eşitsizliklerin azaltılması
11- Sürdürülebilir şehirler ve topluluklar
12- Sorumlu üretim ve tüketim
13- İklim eylemi
14- Sudaki yaşam
15- Karasal yaşam
16- Barış, adalet ve güçlü kurumlar
17- Amaçlar için ortaklıklar

GELECEK NESİLLERİ DÜŞÜNEREK ÜRETMEK

Sürdürülebilirlik, tanım olarak, üretim ve çeşitliliğin devamlılığı sağlanırken insanlığın yaşamının daimi kılınabilmesidir. Başka bir ifadeyle, kendi ihtiyaçlarımızı, gelecek nesillerin ihtiyaçlarından ödün vermeden karşılayabilmemizdir.

DOĞU VE GÜNEYDOĞU’DA REKABET GÜCÜ İÇİN PROJE

UNDP’nin Türk hükümetine verdiği proje bazlı destek, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri gibi dezavantajlı bölgelerin özellikle rekabet gücünü arttırmayı amaçlıyor. Bölgedeki rekabet gücünün, özellikle organik tarım, turizm ve yenilenebilir enerjiler konusunda verilen teknik desteklerle sağlanması amaçlanıyor. Cinsiyet eşitliği, bu programların her zaman en önemli bileşeni. Aynı zamanda gençlerin sosyo ekonomik sorunlarına da özel bir önem veriliyor.

Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri, 2012 yılında Rio de Janeiro’da toplanan Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı’nda doğdu. Amaç, dünyamızın karşı karşıya olduğu acil çevresel, siyasi ve ekonomik sorunları ele alan evrensel hedefler kümesi oluşturmak. Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri, onur kırıcı yoksulluğu ortadan kaldırmak üzere 2000 yılında küresel seferberlik başlatan Binyıl Kalkınma Hedefleri’nin yerini aldı. BKH’ler, diğer kalkınma önceliklerinin yanı sıra, aşırı yoksulluk ve açlığı ortadan kaldırma, ölümcül hastalıkları önleme ve tüm çocukların ilköğretim görmesini sağlamaya dönük, üzerinde evrensel uzlaşma olan, ölçülebilir hedefler koymuştur.

Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri, 2015 yılında Paris İklim Değişikliği Konferansı COP21’de varılan tarihi anlaşma ile aynı döneme rastlamıştır. Mart 2015’te Japonya’da imzalanan Afet Riskinin Azaltılması için Sendai Çerçevesi ile birlikte bu anlaşmalar, karbon emisyonlarını azaltmak, iklim değişikliği ve doğal afet risklerini yönetmek ve olası bir krizden sonra yeniden ayağa kalkmak için ortak standartlar ve ulaşılabilir hedefler kümesi sağlıyor.

Hürriyet Gazetesi (28 Haziran 2021)



18 Haziran 2021 Cuma

Karmaşıklık (Bölüm 17) (Ateşan Aybars, 18 Haziran 2021)

 

Karmaşıklık Kapsamında Seçim Teorisi

Seçim teorisi

Bireylerin seçim yapmasının ardında kaynaklarının rasyonel kullanımı ve seçimin tatmin oluşturması yatar. Seçim teorisi bireylerin nasıl seçim yaptığını iki ayrı model ile açıklar: Rasyonel (öznel) model ve davranışsal (nesnel) model. Rasyonel seçim teorisi bireylerin mükemmel düzeyde bilgisi olduğunu ve bu bilgi çerçevesinde kendi mantık ve akıl yürütme süreçleri ile seçim yaptığını varsayar. Ancak, sınırlı bilgi ile alınan kararın geçersizliği ve günümüzde belirgin şekilde kritik edilmeye başlanması seçim teorisini farklı bir modele taşıyor: Karmaşık ve belirsiz gerçek dünya koşullarında, bireylerin sosyal, kültürel ve çevre koşullarına uygun seçim yapması için psikoloji ağırlıklı nesnel (davranışsal) seçim modeli.

 


 


 


 

 

Şekil 1. Seçim Teorisi. Temel olarak seçim eylemi iki şekilde yapılabilir. Rasyonel (öznel, objektif, dışşal) bilgilere dayalı ya da davranışsal (nesnel, subjektif, içsel) olarak. Kaynak: Systems Innovations.

Rasyonel (öznel) seçim. 
Rasyonel seçim teorisi, ekonomik bireylerin uzay ve zamanda mükemmel bilgiye sahip olduğunu varsayar. Örneğin, yatırımcının getirisi yüksek diye bir hisse senedini diğerine tercih etmesi rasyonel bir seçimdir. Bireyler piyasada mevcut olan tüm fiyatları ve ürünleri bilirler. Geçmiş olayların tüm bilgilerine ulaştıklarından olasılık hesapları ile geleceğe dair bilgileri sınırsız hesaplama kapasitesi sayesinde tutarlı seçim yapabilirler. Bu, temelde bireylerin bilgileri çerçevesinde, davranışlarının sistematik olarak yanlış veya rastgele olamayacağını söyleyen rasyonel beklentiler hipotezidir. Aslında klasik ekonomi bireylerin hata yapabileceğini kabul eder ve toplamda bilgi hataları (gürültü, parazit) birbirini götürerek doğru sonuca ulaşır. Bu varsayım sadece doğrusal sistemler için söz konusudur. Bir bireyin yanlış bilgisi diğer bireyin doğru bilgisini götürdüğünden, ortalama hesaplama doğru sonuç verecek ve bir çeşit denge oluşacaktır.  Bu özellik sınırlı durumları olan kapalı sistemlerin özelliğidir. Geçmişe ilişkin yeteri kadar örnek ele alındığında sistemin gelecekteki durumu için modelleme ve hasaplama yapabilmek mümkün olur. Birinci bölümde bahsettiğim gibi Newtonyan deterministik anlayışa göre sistem doğrusal olduğundan girdisinin bilinmesi hâlinde çıktısı her zaman hesaplanabilir. Newtonyan fiziğine göre evren mükemmel bir makine ya da saat gibi çalışır. Zaman ileriye doğru akar ve her şey tanımlıdır. Geçmiş bilgiye de ulaşılabildiğinden teorik olarak zaman geriye bile çevrilebilir. Yani, geçmiş ve gelecek tanımlıdır, dolayısıyla hesaplamalar sonrasında her şey bilinebilir. Belirsizlik ise bilgi eksikliğinin bir fonksiyonu olarak kabul edilir. Bu anlayış ekonomi ve finans uygulamalarında ergodicity olarak bilinir. Ergodicity terim olarak matematik ve fizikten alınmıştır, karmaşık hesaplanma yöntemleri vardır ama basit anlamda ifade edilirse; herhangi bir sistem tekrar tekrar çalıştırılırsa eninde sonunda hatalar birbirini götüreceğinden daha önceki durumuna dönecektir. Ergodicity sonucunda sistemde yine de bir belirsizlik kalır ki gerçek dünya da bu belirsizliğe risk diyoruz. Günümüzde geçerli olan klasik model her tür bilgiye erişildiği ve bireylerin bağımsız seçim yaptığı fikrine dayalıdır ama gerçek dünyada her türlü bilgiye ulaşabilmek her zaman mümkün olmayabilir. Nitekim bireyin karar vermek için eldeki bilgi, inanç ve arzularını nasıl birleştirdiği ve sonrasında nasıl hareket ettiği, rasyonel seçim teorisi ile büyük ölçüde çözümsüzdür. Rasyonel seçim teorisinin sınırlamaları uzun zamandır bilinmesine rağmen günümüzde daha fazla kritik yapılmaktadır. Karmaşık ortamlarda çok daha fazla seçim imkânı olduğundan birey doğru seçimi kolay yapamaz ve bu nedenle mükemmel bilgiye dayalı modelleme yetersiz kalır. Son zamanlarda rasyonel seçim teorisine karşı birey bazlı modellemeye (agent base modeling) dayalı yeni bir seçim anlayış öne çıkıyor; davranışsal seçim. 

Davranışsal (nesnel) seçim. 
Davranışsal seçim, bireylerin kaynak tahsisinde nasıl seçim yaptıklarının incelenmesidir. Birey seçimlerini ekonomik bağlamda yorumlamaya yönelik klasik yaklaşım, yukarıda rasyonel seçim teorisi olarak tanımlanmıştı ve basit ortamlarda makul sonuçlar elde edilebilse de karmaşık sistemlerde ciddi sınırlamalarla (bireyin sınırlı bilgisi ve zamanı) karşılaştığını belirtmiştim. Günümüzde nesnel seçim bilişsel çalışmalardan destek alıyor. Birey, çeşitli seçim olasılıkların olduğu gerçek dünyada yetersiz bilgi sıkıntısını aşmak ve doğru seçim yapabilmek için sezgi, alışkanlıklar ve zihinsel kısa yol tercihi gibi bilişsel davranışlar sergiliyor. 

Belirsizliğe karşı seçim yapma kararı döngelliği olmayan yaklaşımdır. Döngellik sadece, saat gibi çalışan Newtonyan evren modeli gibi doğrusal sistemler için geçerli olduğundan doğrusalsız sistemlerde işe yaramaz. Bu anlayış ilk kez fizik alanında kaos teorisi ile gözlendi. 20. yüzyıl sonuna doğru klasik fizik sorgulanmaya başlandığında klasik fiziğin doğrusalsız sistemlere çözüm getiremediği anlaşıldı. Sistem girişinde çok ufak bir farklılık sistem çıktısında kestirilemeyen kaosa kadar giden çok farklı sonuçlara yol açıyor. Çok ufak geri bildirimlerin sistem çıkışını üstel olarak büyütmesi kelebek etkisi olarak bilinir Doğrusal olmayan sistemler hiç bir zaman aynı çıktıyı vermediklerinden geleceğe ilişkin tahminleri çok kısıtlıdır ve kestirilemezler. Ayrıca, doğrusalsız sistemlerin önemli özelliği olan faz geçişleri sistemin yapısal değişimine neden olur (Bkz. s. 43). Yapısal değişim öncesi ve sonrası sistemin uzay durumları aynı olmadığından ve kapalı bir iz oluşturmadıklarından kıyaslanmaları mümkün değildir. Doğrusalsız sistemler normal istatistiksel dağılım yerine güç yasalarına tabidir. Doğrusalsız sistemlerin bu çeşit özellikleri ekonomideki belirsizliklerin anlaşılmasına yönelik ümit vadetmekle birlikte nesnel seçim mümkün değildir. Davranışsal seçim teorisi davranışsal psikoloji ya da ekonomiden pek farklı değildir. Seçim yapabilmek, birden fazla seçeneğin yararını yargılamak ve bunlardan birini eylem için seçmek zihinsel düşünme sürecini içerir. Psikiyatrist William Glasser’in tanımıyla seçim teorisi, genlerimize gömülü beş temel ihtiyacı karşılamak üzere hiç bitmeyen bir arayışla sevmek ve ait olmak, güçlü olmak, özgür olmak, eğlenmek ve hayatta kalmak üzere motive olduğumuzu ifade eder. Davranışsal seçim teorisi, her an arzu ettiğimiz şey tarafından motive edildiğimizi, iyi bir yaşam ve ortak bir vizyon oluşturmak için başkalarıyla olumlu ilişkiler kurmanın ve sürdürmenin önemini vurgular. Davranışsal seçim teorisi bazı psikolojik kavramlar olarak şu konuları ele alır; ihtiyaçlar, iyi yaşam, gerçeklik, duyular, bilgi, değerler ve davranış. Şekil 2.1.3. Tüm bu davranışlar amaca yöneliktir, genlerimize gömülü temel ihtiyaçları karşılama arzusuyla motive edilir. Elbette, ihtiyaçlar kişiden kişiye değişir. 


Örneğin, bazıları daha çok sevme ve ait olma ihtiyacı ile yönlendirilirken, diğerleri daha çok özgür olma ihtiyacını önemserler. İhtiyaçlar, genetik diğer biyolojik faktörleri (nature) temsil ederken, iyi yaşam dış faktörlerin etkisini (norture) temsil eder. Yaşamı sürdürürken başkalarıyla etkileşime gireriz ve her birimiz bireyler olarak önemsediğimiz diğer insanları, etkinlikleri, değerleri ve inançları içeren kavramları iyi yaşamın gereği olarak görürüz ve iyi yaşam yolunda birçoklarını siler yenilerini benimseriz. Gerçeklik ve duyular, hepimiz, gerçek dünyada yaşıyor olsak da davranışsal seçim teorisi, önemli olanın gerçeklik algımız olduğunu iddia eder. Doğru ya da yanılgı olsa bile davranışımız gerçeğin algılanmasına göre değerlendirilir. Davranışsal seçim teorisi, gerçeklik algımızı yaratırken bilginin üç farklı filtreden geçtiğini ifade eder, duyusal filtre, bilgi filtresi ve değer filtresi. Bu filtreler sayesinde iki veya daha fazla kişi aynı olaya şahit olabilir veya aynı faaliyete katılabilir ama tamamen farklı algılar edinebilirler. Örneğin, Biden’in ABD başkanı olduğunu hepimiz kabul ederiz ama dünya için iyi mi yoksa kötü mü olduğu konusu kişiye göre farklı algılanır ya da bir futbol takımının taraftarı ile konuştuğunuzda değer filtreleri nedeniyle olguların çok farklı algılandığı hemen anlaşılır.




Şekil 2. Bireyin ihtiyaçları ve algısı arasında yaptığı tercih seçimini oluşturur.

Kıyaslama alanında beynimiz sürekli olarak iki görüntüyü karşılaştırır: Gerçeklik algımız ve o anda iyi yaşam için ne istediğimiz. Tüm davranışlarımızın amacı, algıladığımız ve istediğimiz şey arasında bir uyum sağlamaktır. Bu uyum sağlandığında benimsediğimiz davranışları sürdürür, uyum sağlanmazsa, aradığımız uyumu sağlayacak yeni davranışları otomatik olarak ararız. Örneğin, bir mağazanın satış müdürünün hedefi vardır ve elemanlarına öğrettiği satış teknikleri olumlu sonuç veriyorsa algısı ve istekleri uyumludur, davranışlarını değiştirmeyebilir ama satışlar hedefi karşılayamazsa yeni kaide ve önerilerle davranışını değiştirebilir. 

Seçim teorisi ve makroekonomik dengeler. 

Bir sosyo-ekonomik bilim metodolojisi olarak rasyonel seçim teorisine göre toplumun davranışı bireyler tarafından yapılan seçimlerin toplamıdır. Her birey, kendi tercihleri ve kısıtlamaları çerçevesinde seçimlerini yapar. Metodolojik bireycilik olarak bilinen bu yaklaşımda, tüm ekonomik sistemin birey seçimlerinin toplamından başka bir şey olmadığı anlaşılır. Tüm ekonomik sistem indirgemeci yöntemle birey seviyesine kadar izlenebilir. Dolayısıyla, mikro birey seçimlerinin cebrik toplamı sinerjik değildir, ekonomik sistemde fazlası olmaz ve sonuçta makro düzeyde bir denge ekonomisinden bahsedilir. Rasyonel seçim teorisinin önemli bir özelliği, bireylerin seçimlerini tek başına (izolasyonda) yapmasıdır ki bu makro düzeyde dengenin nedenidir. Oysa gerçek dünyada bireyler çok defa başkalarının seçiminden etkilenirler ve davranışları senkronize olduğunda davranışsal seçim ortaya çıkar. Bireylerin seçimleri senkronize olduğunda, her şey tek yönde pozitif geri bildirime dönüşür. Klasik bir örnek olarak borsalarda sürü faaliyetleri sonrasında borsa balonlarının oluşması. 1990’lı yılarda internet ve Silikon Vadisi’nde teknoloji patlaması Nasdaq borsasında dotcom şirketlerinin fiyatını aşırı yükselmişti ve yükselen fiyata katılmak üzere yeni yatırımcılar (pozitif geri bildirim) fiyatı daha da yükselterek Nasdaq endeksini tarihi yüksek seviyeye taşımışlardı. Burada bireylerin etkileşimi ve sürü psikolojisinin fiyatı yükseltmesi makro düzeyde dengeyi engeller.

Ateşan Aybars (18 Haziran 2021)

1 Döngellik, İngilizcesi ergodicity, doğrusal sistemlerin +/- çıktı hatalarının eninde sonunda birbirini götüreceği ve sistemin uzun vadede hatasız kabul edilebileceğini ifade eder.