EVRENSEL VE YEREL HER TÜR FİKİR VE DÜŞÜNCENİN OLUŞTURUMUNUN VE DEĞİŞİMİNİN ÖZGÜRCE YAPILDIĞI AVRASYASAL-ENTELEKTÜEL MERKEZ. Kadıköy Düşünce Platformu, günlük yaşamın bilim, kültür, politika, sanat, ekonomi, devlet ve yönetişim konularının sorunlarına disiplinler arası ve ötesi anlayışla holistik ve evrimselci bir yaklaşım ile çözüm arayışı çabası içindedir. ~~~~~~~~~~~~~~~~~~"KDP BÜTÜNSEL BİLİMİN ARAŞTIRMA MERKEZİ"~~~~~~~~~~~~~~~~~~
12 Nisan 2019 Cuma
Duyuru: Panel ve 25. kuruluş yıl dönümü kutlaması
Duyuru: Panel ve 25. kuruluş yıl dönümü kutlaması
Kadıköy Düşünce Platformu'nun geleneksel mevsimsel panellerinden bir diğeri "Holistik Bilim Nedir?" konusuyla 4 Mayıs 2019 tarihinde yapılacaktır.
BETUMED (Berlin Teknik Üniversitesi Mezunları Derneği) üyelerinin de katılımının beklendiği bu panelimize ilgi duyan herkes davetlidir.
Panelin Konusu: Holistik Billim Nedir?
Yer: CKM (Caddebostan Kültür Merkezi) -1. Kattaki Etkinlikler Salonu
Adres: Bağdat Cad. Haldun Taner Sok. 11 Caddebostan Kadıköy/İSTANBUL
Tarih: 4 Mayıs 2019
Saat: 15.30 -17.30
Moderatör: Mustafa Özcan
Konuşmacılar:
- Ateşan Aybars
- Erdoğan Merdemert
- Tarık Akın
Ayrıca panelin hemen sonrasında Kadıköy Düşünce Platformu'nun 25. kuruluş yıl dönümü kutlaması için akşam yemeği organizasyonu yapılacak olup katılmak isteyenlerin katılımlarını Sn. Dursune Vural'a en geç 27 Nisan tarihine kadar bildirmeleri rica olunur.
25 Şubat 2019 Pazartesi
Duyuru: Holistik Edebiyat ve Ömer Seyfettin - 02.03.2019 Cumartesi saat:14.00 TESAK
02.03.2019 cumartesi saat 14:00'de, Kadıköy Belediyesi TESAK tarafından, akademisyenlerin sunacağı "Doğumunun 135. Yıl Dönümünde Ömer Seyfettin ve Milli Edebiyat" konulu söyleşi düzenlenmiştir. Sn. Mustafa ÖZCAN başkanlığında KDP üyeleri olarak "Holistik Edebiyat-Ömer Seyfettin" bakış açısıyla orada olacağız.
Bu sebeple KDP Cumartesi Sohbet Toplantısı 16:00'da başlayacaktır.
DOĞUMUNUN 135. YIL DÖNÜMÜNDEÖMER SEYFETTİN VE MİLLİ EDEBİYAT
TESAK Cumartesi Söyleşi Dizisi 02 Mart Cumartesi 14:00 / TESAK Konferans Salonu Doç. Dr. Nuri Sağlam: Türk Modernleşmesinde Milli Söylem ve Ömer SeyfettinDoç. Dr. Arda Odabaşı: Genç Kalemler Dergisi ve Ömer Seyfettin Ömer Seyfettin, edebiyatımızın önde gelen hikâye yazarlarından olduğu gibi, Türkçenin sadeleştirilmesine yönelik sistemli ilk hareket olan “Yeni Lisan” hareketinin de kurucularındandır. Yakın arkadaşı Ali Canip’e gönderdiği bir mektupta, “Geliniz Canip Bey, edebiyatta, lisanda bir ihtilâl vücuda getirelim” çağrısında bulunur ve “Genç Kalemler” dergisiyle Milli Edebiyat hareketi başlar. İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Nuri Sağlam ve Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Televizyon ve Sinema Bölümü Başkanı Doç. Dr. Arda Odabaşı ile doğumunun 135. yıl dönümünde Ömer Seyfettin ve Milli Edebiyat üzerine konuşacağız.
TESAK Konferans Salonu 120 kişiliktir.
Tüm etkinlikler ücretsizdir.
|
21 Ocak 2019 Pazartesi
Sistemik nedir? (Mustafa Özcan, 21 Ocak 2019)
Sistemik nedir?
Sistemik (sistem-bilim), bir sözcük olarak, sistemler bilimi anlamını karşılamak üzere 21. Yüzyıl başında genel sistem düşüncesi alanına dahil olmuş, multidisipliner ırası olan bilimsel bir kavramın göstergesidir.
Ama sistem-bilim konusunu dilbilimsel değinmenin ötesinde ele almadan önce, sonunda yeni bir bilime giden bu yola uygun bir sistem tanımı yapmak ve ilişkili olabilecek diğer bazı kavramlara da değinmekte yarar var diye düşünüyorum.
Sistem, dış dünya ve onun olgu, olay ve süreçlerinden kaynaklanıp zihinde yarattığı algılar sonucunda oluşmuş olan bir konunun amacına ulaşım tarzını anlamak üzere onun ilişkisel öğelerinin tutarlı bir analizi bağlamındaki yapısal/işlevsel düzeni ile mevcut çevresi kapsamındaki işleyişinin şematik ve/veya matematiksel bir model (taslam) şeklinde tasarlanmasıdır.
Sistem, düşünceler tarihinin derinliklerinden itibaren şu veya bu şekilde insanoğlunun zihninde belirerek bir kavram olarak ifade edilmiş geniş bir tanımlar topluluğuna iye olmakla birlikte felsefi olarak rasyonel bir temele kavuşmasının Aristo ve Hegel tarafından ele alınması ile olduğu genel kabul gören bir husustur.
Sistem düşüncesinin bilimsel kavram temeline oturtulmasıysa, yani sistemik düşünceye dönüşmesi ise, 1920'lerde C. Lloyd Morgan’ın belirim (emergence) ve Jan Smuts'un bütünsellik (holistic) kavramını tanımladığı seminal çalışmaları başlamıştır. Devamında, 1940'lar ve 1950'lerde Ludwig von Bertalanffy’nin GST, Genel Sistem Teorisi ve Norbert Wiener ile Ross Ashby tarafından geliştirilen sibernetik’e ulaşan sistem düşüncesi, Keneth Boulding’in sistem hiyerarşilerini belirlemesi ve Jay Forrester’ın Sistem Dinamiği simulasyon çalışmaları ile de 1960’larda daha da gelişip sistemiklik düzeyine erişerek kendi baharının ilkini yaşamıştır.
Sonunda gene 1990’larda, Peter Senge’nin sistem yaklaşımını Beşinci Disiplin adlı yapıtı ile gerçek organizasyonel öğrenmenin temel taşı olarak ele alan çalışması ile de ilgi ve yaygınlıkta yeni bir doruğa ulaşan sistem düşüncesi alanı, baharının ikinci dönemini de yaşamıştır denebilir.
Şimdi sistemik yani sistembilimi tüm boyutları ile ele aldığı çalışmada yaptığı bu multidisiplin için yaptığı betimlemenin orijinalini philoreal adlı sitede (*) N. Luhmann tarafından yapılmış tanımını Almancadan Türkçeye aktararak (**) denemeyi tamamlamak istiyorum:
“Sistemik, esasında varoluşumuz ve çok farklı dünya vizyonlarımız arasındaki derin bağıntılar bakımından son derece geniş kapsamlıdır.
Sistemik, şimdiye kadar mevcut sistem teorisi ilkeleri altında olduğuna sanılıp tahmin edilenden ve edilebilenden ve de disiplinler arası bir söylem için sadece “çok dallanmış ve heterojen bir çerçeve” olan ve olabilenden çok daha fazlası olarak tanımlanır.
Sistemik, toplam olarak sadece algımızın önündeki şeylerin bir izdüşümü olmasına karşın mevcut bilimsel disiplinler karşısında bir temele dayanması ve bir model üzerine kurulu olması veya “olabilmesi” nedeni ile de sadece şeyler hakkında bir söylem değil, bilakis anlayışımıza yansımış olan algılarımız karşısında tüm varoluşların heterojen ve HOLİSTİK bir çerçevesidir.
Sistemik, çevremiz ve varoluşsal nedenlerimiz bağlamı ile, sonunda en özgür, hoşgörülü ve etiksel bir varoluş anlayışına yol açan veya açabilen, tüm bilimlerin ve tüm varlıkların holistik temel disiplinidir.”
Mustafa Özcan (21 Ocak 2019)
_______________
(*)http://www.philoreal.de/websystem/_main.php?page=systemtheorie.html (Halen kapsamlı içerik olarak boştur.)
(**)Die Systematik ist wesentlich umfangreicher in Hinsicht auf die tiefen Zusammenhänge unseres Seins und unserer sehr differenten Weltbilder. Die Systematik ist und kann mehr als man gemeinhin bisher unter den bestehenden systemtheoretischen Ansätzen zu vermuten glaubt und sie ist definitiv mehr als nur »ein weitverzweigter und heterogener Rahmen für einen interdisziplinären Diskurs«. Sie ist aufgrund Ihrer fundamentalen und auf einem Modell basierenden Allgemeingültigkeit gegenüber den bestehenden wissenschaftlichen Disziplinen, wenn diese in der Summe doch ein Abbild der Dinge vor unserer Wahrnehmung sind oder »sein sollen«, nicht nur dieser Diskurs über die Dinge, sondern auch der heterogene und holistische Rahmen allen Seins vor unserer Wahrnehmung, das sich in unserem Verständnis abbildet. Sie ist eine holistische Basisdisziplin allen Wissens und allen Seins, das letztlich zu einem höchst liberalem, tolerantem und ethischen Seinsverständnis führt bzw. führen kann im Umgang mit uns und unseren existenziellen Gründen.
29 Aralık 2018 Cumartesi
Duyuru: Vefat
Kadıköy Düşünce Platformu müdavimlerinden ve KDP Sekretarya grubu üyesi Sn. Dursune Vural'ın kayınpederinin vefat etmiş olduğunu öğrenmiş bulunuyoruz.
KDP ailesi olarak Sn. Dursune Vural ve yakınlarına başsağlığı dileriz.
Not: Cenazesi yarın (30 Aralık 2018) Emirgan Camiinde kılınacak öğle namazı sonrası defnedilecektir.
20 Aralık 2018 Perşembe
Holistik Karakter Eğitimi (Mustafa Özcan)
Holistik
Karakter Eğitimi (Mustafa Özcan)
Bir önceki
kısa yazımda geniş bir başlıklı yazı ile aktardığım (1), bütünsel ıralı eğitim diye de ifade edilebilecek olan konuyu bu kez
yukarıdaki kısaltılmış başlıkla daha açıklayıcı olabilmesi için bir defa daha içeriğini
genişleterek ele almayı deniyorum.
Bu makale, bireyin
toplumsal ortamda tehditlere karşı dış destek
almadan kendini koruyabilmesi için hangi öğrenme sürecinden geçmiş olması
gerektiğini anlamasına yönelik olarak gereken eğitsel sürecin irdeleyicisi olan
deneme yazısını içerir.
Diğer bir
ifade ile denemede ele alınan şey, yaşamda
karşılaşılabilecek olumsuzlukların ve tehditlerin bertarafı için bireyin edineceği
öz-öğrenimsel zırh ile donanmış olaraktan bunlarla savaşımda yetkinleşmesinin
nasıl bir olması gerektiği yönündeki düşüncelerdir.
Ama ilkin anlaşılmayı
artırmak için önceki yazıdan önemli bir bölümü yaptığım bazı küçük değişikler
ve düzeltmeler eşliğinde aktarmak istiyorum:
“Abraham Maslow’un “Gereksinmeler Hiyerarşisi Kuramı” (2) holistik eğitsel bir amaç
doğrultusunda ele alınıp irdelendiğinde en belirgin olan şey, bireyin özerkleşmiş
öğrenme istemi için gerekli olan holistik-yaklaşım-tabanlı “kendi-kendine-öğrenme”
stratejisi için yepyeni bir açılım bulunduğunun görülmesidir.
Bu
amaç için öğrenilmesi gereken bu öz-eğitsel edinim tarzı ve bunun sağladığı yeni
holistik bilgilenmişlik durumu ve de sonuçta elde edilen yaşamsal bazlı teorik-pratik
bütünsellikli bilgi temelli savaşım birikimi öğrenen bireyin özerkleşmesine,
aydınlanmasına, erginleşmesine ilkeler ve değerler kökenli bir karakter
oluşumunu ortaya koyar ki böylece de hayatını toplumsal olumsuzluk ve
tehditlere karşı koruyabilecek yaşamsal bir açılım ve kazanım sağlamaktadır.
Böyle
bir öz-öğrenme tarzının bireylerce kazanılması hedefinin yerine getirilmesinde gereken
güdülenmenin sağlanması yönünde olabilecek en önemli bir katkı ise Amitai Etzioni’nin tanımladığı karakter
eğitimi konusundaki yaklaşımıdır.
Böylece;
özerkleşme amacı için anlatılan bu öz-eğitsel yolu seçen bireyler, Maslow güdülenme hiyerarşisi kapsamında
ortaya çıkan değerlerden ve Etzioni’nin
karakter eğitimine uygun ilkelerden hareketle öz-öğrenme davranışı kazanmış
olaraktan holistik yaklaşım temelli yaşamsal süreç akışını kendini toplumdan
gelen tehditlere karşı korumuş olarak yürütme olanağı elde eder.”
Şimdi de bu
noktada Etzioni’nin karakter
eğitiminden ne anlaşıldığı konusuna aşağıda referansı verilmiş olan Almanca Wikipedia’dan alıntılanmış paragrafı Türkçeye
aktararak kısaca da olsa değinmekte yarar var (3):
“Özellikle İngilizce konuşan bölgelerde karakter eğitimi altında
·
özdenetimin
·
esnekliğin,
·
sürekliliğin,
·
öz-güdülenmenin,
·
takdir
beklentisizliğinin,
·
iyi iş alışkanlıklarının
·
özgeciliğin ve
·
sosyal yetkinliğin
gelişimini
ve teşvikini ön planda tutan bir eğitim konsepti mevcuttur.
Bugün artık İngilizce konuşan bölgelerde „karakter“den „Büyük Beş“ diye bilinen ana kişilik
özellikleri anlaşılmamaktadır.
Bilakis, Amitai
Etzioni’nin mecazi olarak „insanın
psişik kasları“ diye yukarıda betimlediği psikolojik yetkinlikler demeti anlaşılmaktadır ki bu öfke kontrolü kazandırıp ödül beklentisini ortadan kaldırarak başarı, performans ve ahlaklı
davranış için temel sağlamaktadır.”
Ancak ayrıca
bu noktada bireyin kendi kendine öğrenme
özelliğinin en yüksek düzeyli kata varabilme potansiyeline sahip olabilmesi için
öğrenen olarak öğrenmeye en verimli biçimde yatkınlık kazanmış olması
gerektiğini de vurgulamakta yarar vardır.
Bunun için de
birey kendini, sürekli derinliğine merak
edicilik, bilgiyi ve bilmeyi öz-gerçekleştirim
motivasyonunu aşarak sorgulayıcılıkla değer
oluşturma hiyerarşisinde “ne ve
nasıl” sorgusu düzeyinden de öte ”neden” sorusunu sorma aşaması olan öz-nedenselliği arayış durumuna getirmiş
olmalıdır.
Diğer bir
deyişle, bireyin bu tür bir anlayış yapısını temellendirmekte olan sosyal algı, mantalite ve toplumu temelden
değerlendirme yetisini kendince
kurgulayarak kazanmış veya başka bir
kaynaktan öğrenerek edinmiş olması
gerekmektedir.
Toparlayarak
kısaca belirtmek gerekirse, bireyin öz-öğrenen
sürekliliğini kazanmış olması için yaşamsal gereksinmelerde fizyolojik, güvenlik, aidiyet, saygınlık ve beşinci düzey öz-gerçekleştirimin
anlama ve estetik aşamalarını geçmiş ve bilgisel
öz-kazanım aşamasına ulaşmış olması gerektiğini bu noktada belirtmenin yerinde
olduğunu düşünüyorum.
İşte Etzioni’nin Karakter Eğitimi ve Maslow’un
Gereksinmeler Hiyerarşisi yaklaşımlarının
uygun bir şekilde entegrasyonundan öz-organizasyonu
bir holistik karakter eğitimi düşüncesi
belirip ortaya çıkmaktadır.
____________
(3)http://www.wikizero.co/index.php?q=aHR0cHM6Ly9kZS53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvQ2hhcmFrdGVyZXJ6aWVodW5n linkinde bulunan Almanca Wikipedia‘nın „Charaktererziehung“
adlı maddesinin ilk paragrafının anlaşılmayı artırmak için küçük değişiklikler
yapılmış Türkçesidir.
13 Kasım 2018 Salı
Atatürk / Geometri (Yavuz Özler, 11 Kasım 2018)
Konu ATATÜRK olunca, yazılacak, anlatılacak o kadar çok konu var ki hem çok kolay hem de çok zor,
GEOMETRİ
ATATÜRK, yaşamış olduğu 57 yıllık ömürde, cephelerde ve Osmanlının kalıntılarını temizlemede, Cumhuriyeti kurma faaliyetleri yanında vakit yaratarak, okuduğu dört bin kitabın yanında kitap da yazmıştır. Zamanın acımasızlığı, durmadan akıp gidişi yanında ona dur diyerek ayırdığı süreler içinde NUTUK'a ilaveten yazdığı Geometri isimli kitaptır.
ATATÜRK bu kitabı, ölümünden bir buçuk yıl kadar önce, 3.Türk Dil Kurultayından hemen sonra 1936-1937 yılı kış aylarında Dolmabahçe Sarayı'nda kendi eliyle yazmıştır.
Geometri, eski terimle ''hendese'', eğitim örgütümüzde önemli bir yer tuttuğu halde, bunun terim düzeni çok ağdalı ve çapraşıktı. Arapça ile Farsça okul programından kaldırılmış, fakat Arapça üzerine kurulmuş olan terimler kalmıştı.
İşte bu küçük 44 sayfalık kitaptaki terimler ATATÜRK tarafından türetilip konmuştur. Terimler, boyut, uzay, yüzey, düzey, çap, yarıçap, kesek, kesit, yay, çember, teğet, açı, açıortay, içters açı, dışters açı, taban, eğik, kırık, çekül, yatay, düşey, dikey, yöndeş, konum, üçgen, dörtrgen, beşgen, köşegen, eşkenar, ikizkenar, paralelkenar, yanal, yamuk, artı, eksi, çarpı, bölü, eşit, toplam, oran, orantı, türev, alan, varsayı, gerekçe gibidir.
ATATÜRK mükemmel Fransızca bilirdi. Haşet Kitabevi'ne Nazmi Kal ve Süreyya Anderiman'ın birlikte giderek aldıkları Fransızca bir geometri kitabından, ATATÜRK tarafından, yeni terimler yaratılmıştır.
Yazdığı kitap, Askerlik çağından gelen Atatürk'ü siyaset olayları büyük devlet adamı yapmış olduğu gibi, yurdun kültür sorunları da O'nu büyük bir eğitimci durumuna getirmiştir. GEOMETRİ bu konuda kitap yazacaklara kılavuz olarak Kültür Bakanlığı'nca neşredilmiştir.
Kitapta önsöz, Türk Dil Kurumu Başuzmanı A.Dilaçar tarafından Ankara, 10 Kasım 1971 tarihinde eklenmiştir.
ATATÜRK bir Deha idi. Kendini gerçekleştirmiş, yaşamında maske kullanmamış, yaşamında Yaratıcı Olmak basamağına ulaşmış, içinde bulunduğu yüz yılın ADAMI seçilmiş olan ATATÜRK, Tarih ve Ülkemiz için bir nimettir, adını, bulunduğu yerlerde, yaşatmaya çalışalım.
Geometri Kitabını bana hediye eden Sayın Naci Nart' a teşekkür ederim.
Yavuz Özler (11 Kasım 2018)
29 Ekim 2018 Pazartesi
Stephen Hawking'in son bilimsel makalesi: Bilgi Paradoksu! (HBT Sayı 135 - 26 Ekim 2018)
Stephen Hawking'in son bilimsel makalesi: Bilgi Paradoksu!
Geleneksel karadelik modellerinde, karadeliğin çekimine kapılan bir nesneden geriye en ufak bir bilgi kırıntısı dahi kalmaz. Ancak “Enerjinin Korunumu” yasasına göre, enerji ne yok olur ne de yoktan var edilir; sadece enerjinin türü değişebilir. Bu durum bilgi paradoksu olarak adlandırılıyor.
Makalenin yazarlarından teorik fizikçi Malcolm Perry (Cambridge Üniversitesi), bilgi paradoksunun 40 yılı aşkın bir süredir “Hawking’in yaşamının merke- zinde” olduğunu belirtti. Paradoks bu makale ile çözülmemiş olsa da, buna giden yolu açtıklarını uman Perry, bu çalışmanın evrenin gizemlerinden biri hakkındaki anlayışımızı nasıl geliştirdiğini The Guardian’da yayınlanan yazısında anlattı:
“Fizik, nesnelerin şu anki durumuna bakarak geleceği tahmin edebilme işidir. Örneğin, bir topu atarsanız, ilk pozisyonunu ve hızını öğrendikten sonra gelecekte nerede olacağını bilebilirsiniz. Bu tür akıl yürütme, klasik fizik dediğimiz alanda geçerlidir, ancak atomlar ve elektronlar gibi küçük şeyler için bazı değişikliklere ihtiyaç duyar. Burada devreye giren kuantum mekaniğinde, kesin sonuçları belirlemek yerine olasılıklar hesaplanır.
Stephen, karadelik fiziğinde kuantum mekaniğine oranla daha büyük bir belirsizlik olduğunu ortaya çıkarmıştı. Ancak bu tür bir belirsizlik, fizik yasalarının birçoğunu ortadan kaldırdığından kabul edilemez gibi görünüyordu.
Bir karadeliğin geleceğini tahmin etmek önemli olmayabilirdi ancak karadelikler gerçek fiziksel nesneler. Birçok galaksinin merkezinde büyük karadelikler var. Gözlemlerimiz galaksimizin merkezinde, güneşin birkaç milyon katı büyüklüğünde bir yoğun kütle olduğunu gösteriyor. Bu büyüklükte bir kütle yoğunlaşması sadece bir karadelik olabilir. Kuasarlar, çok uzak galaksilerin merkezlerindeki son derece parlak nesnelerdir ve karadeliklere düşen maddelerle güçlenir. Gözlemevi Ligo, karadeliklerin çarpışmasıyla ortaya çıkan yerçekimi dalgaları keşfetti.
İnsanları genellikle saçlarından ayırt edebiliriz ancak karadelikler bu açıdan tamamen kel gibi görünüyordu. “Karadeliklerin saçı yok” ifadesi buradan geliyor. 1974’te Stephen, kara deliklerin kusursuz emiciler olmaktan ziyade “karacisimler” gibi davrandığını keşfetti. Bu karacisimlerin ayırt edici özelliği sıcaklıkları.Ve sıcaklığa sahip tüm cisimler termal radyasyon üretir.
Sıcaklığa sahip tüm cisimler bir entropiye sahiptir. Entropi, mikroskopik bileşenleri kullanılarak bir nesnenin, aynı görünmek kaydıyla kaç farklı şekilde yapılabileceğinin ölçüsüdür. Örneğin, sıcak bir metal parçasının atomları, farklı düzenlerde bir araya gelerek aynı şekilde görünen bir metal parçası oluşturabilir. Stephen’in karadelik sıcaklık formülü, kendisine bir karadeliğin entropisini bulabilme imkanını verdi.
Sonraki soru şu oldu: Bu entropi nasıl ortaya çıktı? Bütün kara delikler aynı gözüktüğü için, entropinin ana kaynağı bilgi paradoksunun merkezindeydi.
Matematikte, karadeliklerin tamamen kel olduğu fikrine yol açan bir boşluk olduğunu ortaya çıkardık. 2016 yılında karadeliklerin “hafif saç” olarak adlandırdığımız sonsuz bir koleksiyonuna sahip olduğunu gördük. Bu keşif, karadeliklerin, fizik yasalarında bir bozulmaya yol açtığı fikrini sorgulamamıza imkan veriyor.
Stephen, hayatının sonuna kadar bizimle çalışmaya devam etti ve şimdi konuyla ilgili şu andaki düşüncelerimizi anlatan bir makale yayınladık. Bu makalede karadeliklerin entropisini hesaplamanın bir yolunu ortaya koyuyoruz. Temel olarak entropi, bir karadelik hakkındaki, kütlesine veya dönüşe ek olarak, niceliksel bir ölçüdür.
Bu makale bilgi para-doksunun bir çözümü ol-masa da, bu yönde önemli bir katkı sağladığına inanıyoruz. Daha fazla çalışmaya ihtiyaç var ve bu alandaki araştırmamıza devam edeceğiz. Bilgi paradoksu, bir yerçekimi teorisi bulma arayışımızla yakından bağlantılı.
u
14 Mart 2018’de hayatını kaybeden Stephen Hawking’in, son bilimsel makalesi Black Hole Entropy and Soft Hair (Karade-lik Entropisi ve Hafif Saç) yayınlandı. Teorik fizikçilerin “bil-gi paradoksu” olarak adlandırdıkları konuyu ele alan çalışma, Hawking’in ölümünden önce tamamlanmıştı.
Geleneksel karadelik modellerinde, karadeliğin çekimine kapılan bir nesneden geriye en ufak bir bilgi kırıntısı dahi kalmaz. Ancak “Enerjinin Korunumu” yasasına göre, enerji ne yok olur ne de yoktan var edilir; sadece enerjinin türü değişebilir. Bu durum bilgi paradoksu olarak adlandırılıyor.
Makalenin yazarlarından teorik fizikçi Malcolm Perry (Cambridge Üniversitesi), bilgi paradoksunun 40 yılı aşkın bir süredir “Hawking’in yaşamının merke- zinde” olduğunu belirtti. Paradoks bu makale ile çözülmemiş olsa da, buna giden yolu açtıklarını uman Perry, bu çalışmanın evrenin gizemlerinden biri hakkındaki anlayışımızı nasıl geliştirdiğini The Guardian’da yayınlanan yazısında anlattı:
“Fizik, nesnelerin şu anki durumuna bakarak geleceği tahmin edebilme işidir. Örneğin, bir topu atarsanız, ilk pozisyonunu ve hızını öğrendikten sonra gelecekte nerede olacağını bilebilirsiniz. Bu tür akıl yürütme, klasik fizik dediğimiz alanda geçerlidir, ancak atomlar ve elektronlar gibi küçük şeyler için bazı değişikliklere ihtiyaç duyar. Burada devreye giren kuantum mekaniğinde, kesin sonuçları belirlemek yerine olasılıklar hesaplanır.
Stephen, karadelik fiziğinde kuantum mekaniğine oranla daha büyük bir belirsizlik olduğunu ortaya çıkarmıştı. Ancak bu tür bir belirsizlik, fizik yasalarının birçoğunu ortadan kaldırdığından kabul edilemez gibi görünüyordu.
Bir karadeliğin geleceğini tahmin etmek önemli olmayabilirdi ancak karadelikler gerçek fiziksel nesneler. Birçok galaksinin merkezinde büyük karadelikler var. Gözlemlerimiz galaksimizin merkezinde, güneşin birkaç milyon katı büyüklüğünde bir yoğun kütle olduğunu gösteriyor. Bu büyüklükte bir kütle yoğunlaşması sadece bir karadelik olabilir. Kuasarlar, çok uzak galaksilerin merkezlerindeki son derece parlak nesnelerdir ve karadeliklere düşen maddelerle güçlenir. Gözlemevi Ligo, karadeliklerin çarpışmasıyla ortaya çıkan yerçekimi dalgaları keşfetti.
İnsanları genellikle saçlarından ayırt edebiliriz ancak karadelikler bu açıdan tamamen kel gibi görünüyordu. “Karadeliklerin saçı yok” ifadesi buradan geliyor. 1974’te Stephen, kara deliklerin kusursuz emiciler olmaktan ziyade “karacisimler” gibi davrandığını keşfetti. Bu karacisimlerin ayırt edici özelliği sıcaklıkları.Ve sıcaklığa sahip tüm cisimler termal radyasyon üretir.
Sıcaklığa sahip tüm cisimler bir entropiye sahiptir. Entropi, mikroskopik bileşenleri kullanılarak bir nesnenin, aynı görünmek kaydıyla kaç farklı şekilde yapılabileceğinin ölçüsüdür. Örneğin, sıcak bir metal parçasının atomları, farklı düzenlerde bir araya gelerek aynı şekilde görünen bir metal parçası oluşturabilir. Stephen’in karadelik sıcaklık formülü, kendisine bir karadeliğin entropisini bulabilme imkanını verdi.
Sonraki soru şu oldu: Bu entropi nasıl ortaya çıktı? Bütün kara delikler aynı gözüktüğü için, entropinin ana kaynağı bilgi paradoksunun merkezindeydi.
Matematikte, karadeliklerin tamamen kel olduğu fikrine yol açan bir boşluk olduğunu ortaya çıkardık. 2016 yılında karadeliklerin “hafif saç” olarak adlandırdığımız sonsuz bir koleksiyonuna sahip olduğunu gördük. Bu keşif, karadeliklerin, fizik yasalarında bir bozulmaya yol açtığı fikrini sorgulamamıza imkan veriyor.
Stephen, hayatının sonuna kadar bizimle çalışmaya devam etti ve şimdi konuyla ilgili şu andaki düşüncelerimizi anlatan bir makale yayınladık. Bu makalede karadeliklerin entropisini hesaplamanın bir yolunu ortaya koyuyoruz. Temel olarak entropi, bir karadelik hakkındaki, kütlesine veya dönüşe ek olarak, niceliksel bir ölçüdür.
Bu makale bilgi para-doksunun bir çözümü ol-masa da, bu yönde önemli bir katkı sağladığına inanıyoruz. Daha fazla çalışmaya ihtiyaç var ve bu alandaki araştırmamıza devam edeceğiz. Bilgi paradoksu, bir yerçekimi teorisi bulma arayışımızla yakından bağlantılı.
Einstein’ın genel görelilik kuramı, büyük ölçeklerde uzay-zamanı ve yerçekimini tanımlamakta son derece başarılıdır, ancak dünyanın küçük ölçeklerde nasıl çalıştığını anlamak kuantum teorisini gerektirir. Parçacık fiziğinin “standart modeli” ile açıklandığı gibi, doğanın yerçekimsel olmayan kuvvetleri üzerine olağanüstü başarılı teoriler var. Bu tür teoriler kapsamlı bir şekilde test edildi ve Cern’de Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'nın Higgs parçacığının keşfi, bu fikirlerin olağanüstü bir teyidi.
Ancak yerçekimi hala bu resme dahil edilmiş değil. Stephen, kara delikler üzerindeki çalışmalarının yanı sıra, Einstein’ın fikirlerini kuantum teorisi ile birleştirecek şekilde, yerçekimi ve doğanın diğer kuvvetleri arasında bir birleşmeye öncülük etmeyi umuyordu. Kara delikler üzerindeki çalışmalarımız aslında bu diğer bulmacaya ışık tutuyor.”
Murat Altaş
@TercumeOdasiOrg
https://www.theguardian.com/science/2018/ oct/10/black-holes-and-soft-hair-why-stephen-haw-kings-final-work-is-important
(Herkese Bilim Teknik, Sayı 135 - 26 Ekim 2018)
Ancak yerçekimi hala bu resme dahil edilmiş değil. Stephen, kara delikler üzerindeki çalışmalarının yanı sıra, Einstein’ın fikirlerini kuantum teorisi ile birleştirecek şekilde, yerçekimi ve doğanın diğer kuvvetleri arasında bir birleşmeye öncülük etmeyi umuyordu. Kara delikler üzerindeki çalışmalarımız aslında bu diğer bulmacaya ışık tutuyor.”
Murat Altaş
@TercumeOdasiOrg
https://www.theguardian.com/science/2018/ oct/10/black-holes-and-soft-hair-why-stephen-haw-kings-final-work-is-important
(Herkese Bilim Teknik, Sayı 135 - 26 Ekim 2018)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
