EVRENSEL VE YEREL HER TÜR FİKİR VE DÜŞÜNCENİN OLUŞTURUMUNUN VE DEĞİŞİMİNİN ÖZGÜRCE YAPILDIĞI AVRASYASAL-ENTELEKTÜEL MERKEZ. Kadıköy Düşünce Platformu, günlük yaşamın bilim, kültür, politika, sanat, ekonomi, devlet ve yönetişim konularının sorunlarına disiplinler arası ve ötesi anlayışla holistik ve evrimselci bir yaklaşım ile çözüm arayışı çabası içindedir. ~~~~~~~~~~~~~~~~~~"KDP BÜTÜNSEL BİLİMİN ARAŞTIRMA MERKEZİ"~~~~~~~~~~~~~~~~~~
16 Aralık 2014 Salı
23 Kasım 2014 Pazar
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik ilkeleri -II- (*) (Mustafa Özcan, 23 Kasım 2014)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -II- (*)
Denemenin ilk bölümünde paradigma
kavramını irdeleyerek konunun kritik önemdeki bu kavramına açıklık
getirmeye çalıştım. Şimdi de tarih
kavramına, daha sonra yapılacak bireşime hazırlık için çeşitli yönleri ele
alan bir yaklaşımla değinerek buna bileşik
kavram dikotomisinin öbür yarısı
olarak netlik kazandırmak istiyorum.
Öte yandan tarih felsefesinin,
G. Vico tarafından ilk kez bilimsel
bir sistematik olarak ele alınışından bu yana geçen zaman içinde tarih
disiplini pek çok düşünürce şu veya bu yön ile ele alınmıştır. Bu durum şimdi çalışmanın
bu ikinci bölümünde yapılacak irdelemeler için son derece uygun bir başlama
noktası ortaya koymaktadır.
Böylece de bana, bu kapsamda geçmişte yapılmış ve temsilci niteliği olan çalışmaların başlıca düşünürleri
ve tarih felsefesi için oluşturdukları
görüş kategorilerini aşağıdaki gibi kronolojik bir sıra ile vermek
olanaklı gözükmektedir:
· Hegel (Diyalektik)
· Emerson (Transandalist)
· Marx (Materyalist)
· Dilthey (Hermönetik)
· Spengler (Apokaliptik)
· Toynbee (Historiografik)
· Collingwood (Entelektüel)
· Gramsci (Kültürel)
Yukarıda verilmiş tarihin felsefi
yorumları, zaman içinde akışta oluşmuş olan aşamaların mahiyeti ile bölümlendirilerek
kategorilendirilmek istendiğinde, ilk
dördünün ağırlıklı olarak felsefi
kökenli bir düzlem üzerinde oluştuğu, teknik bir mahiyet sunan Toynbee’nin dışındaki son dördünün ise kişisel-düşünsel
düzlemin ürünü olduğu anlaşılmaktadır.
Bu görüngeden bakıldığında tarihsel akış içindeki tarih felsefesi ile
ilgili bu görüşlerin derlemsel-öğretisel, (kollektif-doktriner) olandan bireysel-biyografik
olana doğru evirildiği görülmektedir. Bu ise, insani bireyin düşünsel bakımdan
evrim süreci içinde giderekten daha özgür
düşünen bir varlık olmaya doğru ilerlediğinin bir göstergesi olarak
yorumlanmalıdır.
Bu durumsa, insan zihnindeki
biyolojik evrimsel süreçte yeni bir olgunlaşma aşamasına gelinmesinden
dolayı ortaya çıkan bir sonuç olarak görülebilir.
Gerçekten de, insan denen düşünen varlığın zihninin, evrimsel süreç içinde uzun
erimli olarak nitelenen prosedürel,
semantik ve otobiyografik şeklindeki üç
tip bellekten birinin başatlığının
olduğu dönemlerden geçtiği düşünülmektedir. Şimdiki kültürel aşamamızda sonuncu
bellek tipinin yaşantı ve deneyimlerimizin kaydında başat olmaya başladığını ve
böylece de bunun ürünü olan bireysel otobiyografilerin
giderekten derlemsel (kolektif) yaşamın belirleyicisi olma konuma
doğru ilerlediğini söyleyebiliriz.
Nitekim bu durum uygarlığımızda ayni zamanda, yoğun otobiyografik bellek tipine iye
başat bireylerde ortaya çıkan liderlik vasfının tarih içindeki mahiyetinin Atatürk örneğinde olduğu gibi neden bu denli önemli olduğunu ve liderliğin giderekten neden kollektif (derlemsel) yaşamın başat öğesi haline geldiğini de açıklamaktadır.
Öte yandan, yukarıda verilen çığır açıcı bu tarihsel-felsefi
görüşlerin bazı tarih yazım ekollerinin
de ürünü olduğunu söyleyebiliriz.
Bunlar, sosyal, politik ve ekonomik olayları
doğrudan ilgilendiren siyasi ve bütünsel tarih yazma ekolleri olarak
bilinen ikisi ile birlikte doğal olaylar tarihi diye bilinenin
dahil olduğu üç historiyografik okul geleneğini temsil edeler. Ayrıca ilk ikisi yukarıda verilmiş felsefi
tarih görüşlerine yazılı dayanak olarak başvurulacak olan ana kaynak niteliğindeki
arşivleri oluştururlar.
Nitekim Annales, Marxist ve Whig diye nitelendirilmekte olan üç özgün historiyografik okul, toplumsal, siyasi ve ekonomik tarih yazımı için üç
önde gelen temsilcisi olarak gösterilmektedir.
Mustafa Özcan (23 Kasım 2014)
____________________________________________________
(*) Konunun devamı makalenin üçüncü bölümünde ele alınacaktır.
8 Kasım 2014 Cumartesi
Duyuru: Toplantı saatlerinde değişiklik
KDP Cumartesi Sohbet Toplantıları 'nın toplantı saatlerinde değişiklik yapılmıştır. Yeni düzenlemeye göre toplantılar 15 Kasım 2014 tarihinden itibaren sonbahar ve kış dönemi boyunca her hafta cumartesi günleri 16.00 - 17.30 saatleri arasında yapılacaktır.
Toplantı yeri her zaman olduğu gibi Caddebostan Kültür Merkezi'nde, ana girişin bir alt katında bulunan etkinlikler salonudur.
30 Ekim 2014 Perşembe
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -I- (*) (Mustafa Özcan, 30 Ekim 2014)
Osmanlı Tarihi ve Tarihin Paradigmik İlkeleri -I- (*)
Osmanlı Tarihi, tarih felsefesine
kaynak oluşturma yönü ile tüm öteki özel dünya tarihleri içinde hümanizm alanı
ile ilgili olan bazı paradigmik ilkelerin
varlığını gizliden gizliye içinde barındırması bakımından ayrıcalıklı bir konum
sergiler. Bu durum konu ile ilgilenmiş pek çok tarih disiplinini araştıranlar
ile tarih felsefesi yorumcuları tarafından fark edilmiş bir husustur. Bu
nedenle de yakın zamanlarda Osmanlı
Tarihi’ne yönelik araştırmalar boyutlanarak artmış bulunmaktadır.
Nitekim Osmanlı’nın, Machiavelli’nin Hükümdar adlı yapıtına esin kaynağı olmuşluğundan ötürü böyle bir
savı rahatlıkla ortaya atabileceğimiz gibi tarihin paradigmik ilkelerinin keşiflerinin yapılabileceği bir bilgi arkeolojisi alanı olarak da özsel
bir değere sahip olduğunu ve bunun da hümanitelerin araştırılması açısından yüksek
bir verimkârlık değeri taşıdığını söyleyebiliriz.
Bilindiği üzere paradigmik
ilkeler genelde devasa bilgi kümelerinin somut ve soyut yanlarını
bir bütünlük içinde tanımlayabilmek amacı ile küme yapısına anlam veren zirvesel
ana kavramlarındaki teori-pratik oransallıklarını ortaya koyma olgusudur.
Daha açık bir ifade ile paradigma
belli bir bilgi alanındaki yaşanmışlıklar düzleminin mevcut ampirisi ile bunu
açıklamaya yönelik teoriler arasındaki çatışmalar sonucunda bunlardan en makulü
olarak ortaya çıkıp konunun önde gelen sahiplerince kaynak kuram çerçevesi
olarak kabul edilen görüştür.
Fizikte mekanik ve kuantum paradigmaları bu hususa örnek teşkil eden iki ana kavramdır. İlkinin
ortaya atılışı 1687, ikincisi ise 1927 tarihlidir. Kesin deterministik bir ölçüm yapılabilirlik görüşüne dayanan Mekanik paradigmanın fikir babası I. Newton
iken olasılıkçı ölçümlere dayanan kuantum mekanikçi görüş ise N. Bohr’a aittir.
Diğer yandan, A. Kuhn
tarafından doğa bilimleri için genel bir deyişle tanımlanıp dile getirilen paradigma kavramı ilk defa ortaya atıldığı 20. Yüzyıl’ın ikinci yarısının ortalarından bu yana pek çok bilim
dalı için kullanılır olmuştur. Bu
yönüyle kavram bir bilim grubu için ana anlayış eksenini belirten görüş
olmaktadır ve zaman içinde değişmektedir. Bu doğrultuda bazı hümanite dalları için de paradigmalar
oluşturmanın olanaklı olduğu anlaşılmaktadır. Bunlardan biri de kuşkusuz tarih disiplinidir.
İşte bu makalede yapılmak istenen şey olan tarih felsefesi olarak görülen interdisipliner
bu alan için paradigmik ilkeler
oluşturmak bana oldukça yararlı ve olumlu bir girişim gibi gözükmektedir.
Osmanlı tarihi esas alınarak
ortaya çıkarılan tarih felsefesine dayalı tarihin yörüngeleri, diğer bir
deyişle tarihin ana eksensel anlayışları paradigma
ilkeleri için temel kaynak olan irdeleme düzlemini de ortaya koymaktadır. Bu
doğrultuda, bu düzlemde yapılacak değerlendirmeler ile ortaya çıkacak görüşler
ilkelerin formülasyonuna çerçeve oluşturacaktır diye düşünüyorum.
Mustafa Özcan (30 Ekim 2014)
_____________________
(*) Devamı olan ikinci bölüm
bir sonraki makalede yayımlanacaktır.
26 Ekim 2014 Pazar
11 Ekim 2014 Cumartesi
Duyuru: KDP Cumartesi Sohbet Toplantıları - Sonbahar ve Kış Dönemi
KDP Cumartesi Sohbet Toplantıları 18 Ekim 2014 tarihinden itibaren tekrar başlayacak olup, sonbahar ve kış dönemi boyunca her hafta cumartesi günleri 16.30 - 18.30 saatleri arasında yapılacaktır.
Toplantı yeri her zaman olduğu gibi Caddebostan Kültür Merkezi'nde, ana girişin bir alt katında bulunan etkinlikler salonudur.
14 Eylül 2014 Pazar
"Türk Eğitim Tarihi Bağlamında Osmanlı Medreseleri ve Gönen Medresesi"
Daha önce bloğumuzda duyurusu yapılan "Türk Eğitim Tarihi Bağlamında Osmanlı Medreseleri ve Gönen Medresesi" konulu sohbet toplantısı 6 Eylül 2014 tarihinde gerçekleştirilmiş olup, bu toplantı ile ilgili Sn. Mustafa Özcan tarafından hazırlanmış sunuma aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
https://www.dropbox.com/s/86cwf9nib0yb66j/Sunu%C5%9F%20%28Osmanl%C4%B1%20Medreseleri%20ve%20G%C3%B6nen%20Medresesi%29.ppt?dl=0
Ayrıca, sohbet toplantısı konusunda Sn. Mustafa Özcan tarafından yazılmış bir makale de Gönen Kültür Platformu bloğunda yer almaktadır.
http://gonenkulturplatformu.blogspot.com.tr/2014/09/turk-egitim-tarihi-baglamnda-osmanl.html
Gönen Kültür Platformu (http://www.gonenkulturplatformu.blogspot.com.tr) ,
GKP’nin Vizyon ve Misyonu: Güney Marmara coğrafyasının merkezindeki yüzük taşı Gönen ve Çevresi’nin mitlerini, masallarını, tarihini, ekolojik, kültürel ve doğal varlıklarını, folklorik değerlerini, gelenek ve göreneklerini yurda ve dünyaya tanıtarak maddi ve düşünsel bir Gönen Kültür Derlemesini oluşturmak.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

