29 Nisan 2017 Cumartesi

Bütünsel Bilim Açısından “Bilinç” İçin Bir Deneme - Bölüm 2 (Erdoğan Merdemert, 29 Nisan 2017)



Bütünsel Bilim Açısından “Bilinç” İçin Bir Deneme - Bölüm 2


Bilinç konusu felsefe tarihinde en fazla Edmund Husserl tarafından ele alınmaya çalışılmış, onu fenomen kategorisinde inceleyen Husserl yaşamı boyunca kendisini bir düğümler yumağını çözmeye adayarak ve bu konuda onun hakkında binlerce sayfa yazarak konuyu felsefe alanında daha da zor anlaşılır hale getirmiştir. Husserl'in amacı; fenomen sınıfına aldığı diğer kavramlar gibi bilinci de askıya alarak (epokhe), bu yolla enine boyuna inceleyip, işte bu da bir fenomendir (görüngüdür, görünüşe çıkmış olandır) yani görünüşünden başka herhangi bir yerinde, herhangi bir gizemi bulunmamaktadır, her açıdan ve her yönden bilinmesi ve anlaşılması mümkündür demek idi. Husserl ve daha sonraki dönem felsefeciler bilinç konusunu Dennet'e kadar gizemini çok da fazla çözemeden taşıdılar, Dennet, felsefi yaklaşımı Nöron bilimi ile desteklemekten ziyade onu kendi uslübunda TED konuşmalarına yalnızca dramatize anlatımlarının esin kaynağı olarak kullanmayı tercih etti ve o şekilde halen devam etmektedir. 

Eric Kandel ve Daniel Dennet gibi bilimcilerin bilinç konusundaki tercihleri tamamen nöron fizyolojisine ve bu bilimin teknik açımlamalarına dayanmaktadır ancak nöronlarda hafıza fizyolojisi konusunda nobel ödülü almış olmasına karşın Kandel, uzun süreli hafızanın insan beynindeki sabit veya süreli yerlerinin ilerideki bilimsel çalışmalarda bile tespit edilebileceğinin garantisini verememektedir. 

Bilincin varlığının hafıza ile çok yakından ilgisi vardır, bizler hafızamız olmadan bilinçli varlıklar olamayız. Şu anda başlayan, yani geriye doğru “anı” içermeyen bir bilinçlilik durumu, hem insan varlığı açısından, hem de her tür bilim araştırması ve konusu açısından, mümkün değildir. 

Hafıza ve “bilme” aynı yönde/çizgide ilerleyen bilinç koşulları olmasa da onlar bu konuda en etkin tamamlayıcılık görevini üstlenmişlerdir. Bilme'nin bil kökünden bilince temel olduğu etimolojik yapısı, sözel olarak bilinci tarif eder ama bil kökü bir emir kipi olarak alındığında bilinci anlama konusunda daha etkindir, daha verimlidir. 

Bilmeden bilinçli olunamayacağı gibi hatırlamadan da bilinçli olunamaz, lakin bilinç konusu sadece iki argumanlı ya da iki kavramlı değildir, o bütünsel, holistik ve bir o kadar da sistematiktir. Aztek geleneğinde bir sunakta kurban edilen yetişkin bir kızın aynı zamanda çok saçma bir inanca da kurban edildiğini tartışmak gereksizdir ama acaba bu sapkın bilinçler dönemsel olarak mı normal kabul edildiler yoksa bilinç olgusunun dönemsel olmadığını söylemek doğrumudur? Bugünlerde Aztekler zamanında olduğu gibi olmasa da en azından kitle imha silahları üretmek ve hatta onları üçüncü dünya ülkelerine satmak ne ölçüde normal bilinç işidir? Bilinç konusu tamamen fizyolojik ya da tamamen DNA temelli olsaydı bugün bu tip normal olmayan bilinç durumları belki de sağaltılabilirdi, ama gerçekten hiç umut yok. 

Erdoğan Merdemert (29 Nisan 2017)

Devam edecek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder