21 Ocak 2019 Pazartesi

Sistemik nedir? (Mustafa Özcan, 21 Ocak 2019)



Sistemik nedir?
Sistemik (sistem-bilim), bir sözcük olarak, sistemler bilimi anlamını karşılamak üzere 21. Yüzyıl başında genel sistem düşüncesi alanına dahil olmuş, multidisipliner ırası olan bilimsel bir kavramın göstergesidir. 
Ama sistem-bilim konusunu dilbilimsel değinmenin ötesinde ele almadan önce, sonunda yeni bir bilime giden bu yola uygun bir sistem tanımı yapmak ve ilişkili olabilecek diğer bazı kavramlara da değinmekte yarar var diye düşünüyorum.
Sistem, dış dünya ve onun olgu, olay ve süreçlerinden kaynaklanıp zihinde yarattığı algılar sonucunda oluşmuş olan bir konunun amacına ulaşım tarzını anlamak üzere onun ilişkisel öğelerinin tutarlı bir analizi bağlamındaki yapısal/işlevsel düzeni ile mevcut çevresi kapsamındaki işleyişinin şematik ve/veya matematiksel bir model (taslam) şeklinde tasarlanmasıdır. 
Sistem, düşünceler tarihinin derinliklerinden itibaren şu veya bu şekilde insanoğlunun zihninde belirerek bir kavram olarak ifade edilmiş geniş bir tanımlar topluluğuna iye olmakla birlikte felsefi olarak rasyonel bir temele kavuşmasının Aristo ve Hegel tarafından ele alınması ile olduğu genel kabul gören bir husustur. 
Sistem düşüncesinin bilimsel kavram temeline oturtulmasıysa, yani sistemik düşünceye dönüşmesi ise, 1920'lerde C. Lloyd Morgan’ın belirim (emergence) ve Jan Smuts'un bütünsellik (holistic) kavramını tanımladığı seminal çalışmaları başlamıştır. Devamında, 1940'lar ve 1950'lerde Ludwig von Bertalanffy’nin GST, Genel Sistem Teorisi ve  Norbert Wiener ile Ross Ashby tarafından geliştirilen sibernetik’e ulaşan sistem düşüncesi, Keneth Boulding’in sistem hiyerarşilerini belirlemesi ve Jay Forrester’ın Sistem Dinamiği simulasyon çalışmaları ile de 1960’larda daha da gelişip sistemiklik düzeyine erişerek kendi baharının ilkini yaşamıştır.
Sonunda gene 1990’larda, Peter Senge’nin sistem yaklaşımı Beşinci Disiplin adlı yapıtı ile gerçek organizasyonel öğrenmenin temel taşı olarak ele alan çalışması ile de ilgi ve yaygınlıkta yeni bir doruğa ulaşan sistem düşüncesi alanı, baharının ikinci dönemini de yaşamıştır denebilir.
Şimdi sistemik yani sistembilimi tüm boyutları ile ele aldığı çalışmada yaptığı bu multidisiplin için yaptığı betimlemenin orijinalini philoreal adlı sitede (*) N. Luhmann tarafından yapılmış tanımını Almancadan Türkçeye aktararak (**) denemeyi tamamlamak istiyorum:

“Sistemik, esasında varoluşumuz ve çok farklı dünya vizyonlarımız arasındaki derin bağıntılar bakımından son derece geniş kapsamlıdır.  
Sistemik, şimdiye kadar mevcut sistem teorisi ilkeleri altında olduğuna sanılıp tahmin edilenden ve edilebilenden ve de disiplinler arası bir söylem için sadece “çok dallanmış ve heterojen bir çerçeve” olan ve olabilenden çok daha fazlası olarak tanımlanır. 
Sistemik, toplam olarak sadece algımızın önündeki şeylerin bir izdüşümü olmasına karşın mevcut bilimsel disiplinler karşısında bir temele dayanması ve bir model üzerine kurulu olması veya “olabilmesi” nedeni ile de sadece şeyler hakkında bir söylem değil, bilakis anlayışımıza yansımış olan algılarımız karşısında tüm varoluşların heterojen ve HOLİSTİK bir çerçevesidir. 
Sistemik, çevremiz ve varoluşsal nedenlerimiz bağlamı ile, sonunda en özgür, hoşgörülü ve etiksel bir varoluş anlayışına yol açan veya açabilen, tüm bilimlerin ve tüm varlıkların holistik temel disiplinidir.
Mustafa Özcan (21 Ocak 2019)
_______________
(*)http://www.philoreal.de/websystem/_main.php?page=systemtheorie.html (Halen kapsamlı içerik olarak boştur.)

(**)Die Systematik ist wesentlich umfangreicher in Hinsicht auf die tiefen Zusammenhänge unseres Seins und unserer sehr differenten Weltbilder. Die Systematik ist und kann mehr als man gemeinhin bisher unter den bestehenden systemtheoretischen Ansätzen zu vermuten glaubt und sie ist definitiv mehr als nur »ein weitverzweigter und heterogener Rahmen für einen interdisziplinären Diskurs«. Sie ist aufgrund Ihrer fundamentalen und auf einem Modell basierenden Allgemeingültigkeit gegenüber den bestehenden wissenschaftlichen Disziplinen, wenn diese in der Summe doch ein Abbild der Dinge vor unserer Wahrnehmung sind oder »sein sollen«, nicht nur dieser Diskurs über die Dinge, sondern auch der heterogene und holistische Rahmen allen Seins vor unserer Wahrnehmung, das sich in unserem Verständnis abbildet. Sie ist eine holistische Basisdisziplin allen Wissens und allen Seins, das letztlich zu einem höchst liberalem, tolerantem und ethischen Seinsverständnis führt bzw. führen kann im Umgang mit uns und unseren existenziellen Gründen.

29 Aralık 2018 Cumartesi

Duyuru: Vefat


Kadıköy Düşünce Platformu müdavimlerinden ve KDP Sekretarya grubu üyesi Sn. Dursune Vural'ın kayınpederinin vefat etmiş olduğunu öğrenmiş bulunuyoruz. 

KDP ailesi olarak Sn. Dursune Vural ve yakınlarına başsağlığı dileriz.

Not: Cenazesi yarın (30 Aralık 2018) Emirgan Camiinde kılınacak öğle namazı sonrası defnedilecektir.


20 Aralık 2018 Perşembe

Holistik Karakter Eğitimi (Mustafa Özcan)


Holistik Karakter Eğitimi (Mustafa Özcan)

Bir önceki kısa yazımda geniş bir başlıklı yazı ile aktardığım (1), bütünsel ıralı eğitim diye de ifade edilebilecek olan konuyu bu kez yukarıdaki kısaltılmış başlıkla daha açıklayıcı olabilmesi için bir defa daha içeriğini genişleterek ele almayı deniyorum.

Bu makale, bireyin toplumsal ortamda tehditlere karşı dış destek almadan kendini koruyabilmesi için hangi öğrenme sürecinden geçmiş olması gerektiğini anlamasına yönelik olarak gereken eğitsel sürecin irdeleyicisi olan deneme yazısını içerir.

Diğer bir ifade ile denemede ele alınan şey, yaşamda karşılaşılabilecek olumsuzlukların ve tehditlerin bertarafı için bireyin edineceği öz-öğrenimsel zırh ile donanmış olaraktan bunlarla savaşımda yetkinleşmesinin nasıl bir olması gerektiği yönündeki düşüncelerdir.
Ama ilkin anlaşılmayı artırmak için önceki yazıdan önemli bir bölümü yaptığım bazı küçük değişikler ve düzeltmeler eşliğinde aktarmak istiyorum:

Abraham Maslow’un “Gereksinmeler Hiyerarşisi Kuramı” (2) holistik eğitsel bir amaç doğrultusunda ele alınıp irdelendiğinde en belirgin olan şey, bireyin özerkleşmiş öğrenme istemi için gerekli olan holistik-yaklaşım-tabanlı “kendi-kendine-öğrenme” stratejisi için yepyeni bir açılım bulunduğunun görülmesidir.

Bu amaç için öğrenilmesi gereken bu öz-eğitsel edinim tarzı ve bunun sağladığı yeni holistik bilgilenmişlik durumu ve de sonuçta elde edilen yaşamsal bazlı teorik-pratik bütünsellikli bilgi temelli savaşım birikimi öğrenen bireyin özerkleşmesine, aydınlanmasına, erginleşmesine ilkeler ve değerler kökenli bir karakter oluşumunu ortaya koyar ki böylece de hayatını toplumsal olumsuzluk ve tehditlere karşı koruyabilecek yaşamsal bir açılım ve kazanım sağlamaktadır.

Böyle bir öz-öğrenme tarzının bireylerce kazanılması hedefinin yerine getirilmesinde gereken güdülenmenin sağlanması yönünde olabilecek en önemli bir katkı ise Amitai Etzioni’nin tanımladığı karakter eğitimi konusundaki yaklaşımıdır.  

Böylece; özerkleşme amacı için anlatılan bu öz-eğitsel yolu seçen bireyler, Maslow güdülenme hiyerarşisi kapsamında ortaya çıkan değerlerden ve Etzioni’nin karakter eğitimine uygun ilkelerden hareketle öz-öğrenme davranışı kazanmış olaraktan holistik yaklaşım temelli yaşamsal süreç akışını kendini toplumdan gelen tehditlere karşı korumuş olarak yürütme olanağı elde eder.”

Şimdi de bu noktada Etzioni’nin karakter eğitiminden ne anlaşıldığı konusuna aşağıda referansı verilmiş olan Almanca Wikipedia’dan alıntılanmış paragrafı Türkçeye aktararak kısaca da olsa değinmekte yarar var (3):

 “Özellikle İngilizce konuşan bölgelerde karakter eğitimi altında  

·         özdenetimin 
·         esnekliğin, 
·         sürekliliğin
·         öz-güdülenmenin
·         takdir beklentisizliğinin,
·         iyi iş alışkanlıklarının
·         özgeciliğin ve 
·         sosyal yetkinliğin

gelişimini ve teşvikini ön planda tutan bir eğitim konsepti mevcuttur.
Bugün artık İngilizce konuşan bölgelerde „karakter“den „Büyük Beş“ diye bilinen ana kişilik özellikleri anlaşılmamaktadır.

Bilakis, Amitai Etzioni’nin mecazi olarak „insanın psişik kasları“ diye yukarıda betimlediği psikolojik yetkinlikler demeti anlaşılmaktadır ki bu öfke kontrolü kazandırıp ödül beklentisini ortadan kaldırarak başarı, performans ve ahlaklı davranış için temel sağlamaktadır.”

Ancak ayrıca bu noktada bireyin kendi kendine öğrenme özelliğinin en yüksek düzeyli kata varabilme potansiyeline sahip olabilmesi için öğrenen olarak öğrenmeye en verimli biçimde yatkınlık kazanmış olması gerektiğini de vurgulamakta yarar vardır.

Bunun için de birey kendini, sürekli derinliğine merak edicilik, bilgiyi ve bilmeyi öz-gerçekleştirim motivasyonunu aşarak sorgulayıcılıkla değer oluşturma hiyerarşisinde “ne ve nasıl” sorgusu düzeyinden de öte ”neden sorusunu sorma aşaması olan öz-nedenselliği arayış durumuna getirmiş olmalıdır.  

Diğer bir deyişle, bireyin bu tür bir anlayış yapısını temellendirmekte olan sosyal algı, mantalite ve toplumu temelden değerlendirme yetisini kendince kurgulayarak kazanmış veya başka bir kaynaktan öğrenerek edinmiş olması gerekmektedir.

Toparlayarak kısaca belirtmek gerekirse, bireyin öz-öğrenen sürekliliğini kazanmış olması için yaşamsal gereksinmelerde fizyolojik, güvenlik, aidiyet, saygınlık ve beşinci düzey öz-gerçekleştirimin anlama ve estetik aşamalarını geçmiş ve bilgisel öz-kazanım aşamasına ulaşmış olması gerektiğini bu noktada belirtmenin yerinde olduğunu düşünüyorum.

İşte Etzioni’nin Karakter Eğitimi ve Maslow’un Gereksinmeler Hiyerarşisi yaklaşımlarının uygun bir şekilde entegrasyonundan öz-organizasyonu bir holistik karakter eğitimi düşüncesi belirip ortaya çıkmaktadır.

____________
(3)http://www.wikizero.co/index.php?q=aHR0cHM6Ly9kZS53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvQ2hhcmFrdGVyZXJ6aWVodW5n  linkinde bulunan Almanca Wikipedia‘nın „Charaktererziehung“ adlı maddesinin ilk paragrafının anlaşılmayı artırmak için küçük değişiklikler yapılmış Türkçesidir.

13 Kasım 2018 Salı

Atatürk / Geometri (Yavuz Özler, 11 Kasım 2018)


Konu ATATÜRK olunca, yazılacak, anlatılacak o kadar çok konu var ki hem çok kolay hem de çok zor,
                                                 
GEOMETRİ

ATATÜRK, yaşamış olduğu 57 yıllık ömürde, cephelerde ve Osmanlının kalıntılarını temizlemede, Cumhuriyeti kurma faaliyetleri yanında vakit yaratarak, okuduğu dört bin kitabın yanında kitap da yazmıştır. Zamanın acımasızlığı, durmadan akıp gidişi yanında ona dur diyerek ayırdığı süreler içinde NUTUK'a ilaveten yazdığı Geometri isimli kitaptır.

ATATÜRK bu kitabı, ölümünden bir buçuk yıl kadar önce, 3.Türk Dil Kurultayından hemen sonra 1936-1937 yılı kış aylarında Dolmabahçe Sarayı'nda kendi eliyle yazmıştır.

Geometri, eski terimle ''hendese'', eğitim örgütümüzde önemli bir yer tuttuğu halde, bunun terim düzeni çok ağdalı ve çapraşıktı. Arapça ile Farsça okul programından kaldırılmış, fakat Arapça üzerine kurulmuş olan terimler kalmıştı. 

İşte bu küçük 44 sayfalık kitaptaki terimler ATATÜRK tarafından türetilip konmuştur. Terimler, boyut, uzay, yüzey, düzey, çap, yarıçap, kesek, kesit, yay, çember, teğet, açı, açıortay, içters açı, dışters açı, taban, eğik, kırık, çekül, yatay, düşey, dikey, yöndeş, konum, üçgen, dörtrgen, beşgen, köşegen, eşkenar, ikizkenar, paralelkenar, yanal, yamuk, artı, eksi, çarpı, bölü, eşit, toplam, oran, orantı, türev, alan, varsayı, gerekçe gibidir.

ATATÜRK mükemmel Fransızca bilirdi. Haşet Kitabevi'ne Nazmi Kal ve Süreyya Anderiman'ın birlikte giderek aldıkları Fransızca bir geometri kitabından, ATATÜRK tarafından, yeni terimler yaratılmıştır.

Yazdığı kitap, Askerlik çağından gelen Atatürk'ü siyaset olayları büyük devlet adamı yapmış olduğu gibi, yurdun kültür sorunları da O'nu büyük bir eğitimci durumuna getirmiştir. GEOMETRİ bu konuda kitap yazacaklara kılavuz olarak Kültür Bakanlığı'nca neşredilmiştir. 

Kitapta önsöz, Türk Dil Kurumu Başuzmanı A.Dilaçar tarafından Ankara, 10 Kasım 1971 tarihinde eklenmiştir. 

ATATÜRK bir Deha idi. Kendini gerçekleştirmiş, yaşamında maske kullanmamış, yaşamında Yaratıcı Olmak basamağına ulaşmış, içinde bulunduğu yüz yılın ADAMI seçilmiş olan ATATÜRK, Tarih ve Ülkemiz için bir nimettir, adını, bulunduğu yerlerde, yaşatmaya çalışalım.

Geometri Kitabını bana hediye eden Sayın Naci Nart' a teşekkür ederim. 


Yavuz Özler (11 Kasım 2018)


29 Ekim 2018 Pazartesi

Stephen Hawking'in son bilimsel makalesi: Bilgi Paradoksu! (HBT Sayı 135 - 26 Ekim 2018)

Stephen Hawking'in son bilimsel makalesi: Bilgi Paradoksu!

14 Mart 2018’de hayatını kaybeden Stephen Hawking’in, son bilimsel makalesi Black Hole Entropy and Soft Hair (Karade-lik Entropisi ve Hafif Saç) yayınlandı. Teorik fizikçilerin “bil-gi paradoksu” olarak adlandırdıkları konuyu ele alan çalışma, Hawking’in ölümünden önce tamamlanmıştı.

Geleneksel karadelik modellerinde, karadeliğin çekimine kapılan bir nesneden geriye en ufak bir bilgi kırıntısı dahi kalmaz. Ancak “Enerjinin Korunumu” yasasına göre, enerji ne yok olur ne de yoktan var edilir; sadece enerjinin türü değişebilir. Bu durum bilgi paradoksu olarak adlandırılıyor.

Makalenin yazarlarından teorik fizikçi Malcolm Perry (Cambridge Üniversitesi), bilgi paradoksunun 40 yılı aşkın bir süredir “Hawking’in yaşamının merke- zinde” olduğunu belirtti. Paradoks bu makale ile çözülmemiş olsa da, buna giden yolu açtıklarını uman Perry, bu çalışmanın evrenin gizemlerinden biri hakkındaki anlayışımızı nasıl geliştirdiğini The Guardian’da yayınlanan yazısında anlattı:

“Fizik, nesnelerin şu anki durumuna bakarak geleceği tahmin edebilme işidir. Örneğin, bir topu atarsanız, ilk pozisyonunu ve hızını öğrendikten sonra gelecekte nerede olacağını bilebilirsiniz. Bu tür akıl yürütme, klasik fizik dediğimiz alanda geçerlidir, ancak atomlar ve elektronlar gibi küçük şeyler için bazı değişikliklere ihtiyaç duyar. Burada devreye giren kuantum mekaniğinde, kesin sonuçları belirlemek yerine olasılıklar hesaplanır.

Stephen, karadelik fiziğinde kuantum mekaniğine oranla daha büyük bir belirsizlik olduğunu ortaya çıkarmıştı. Ancak bu tür bir belirsizlik, fizik yasalarının birçoğunu ortadan kaldırdığından kabul edilemez gibi görünüyordu.

Bir karadeliğin geleceğini tahmin etmek önemli olmayabilirdi ancak karadelikler gerçek fiziksel nesneler. Birçok galaksinin merkezinde büyük karadelikler var. Gözlemlerimiz galaksimizin merkezinde, güneşin birkaç milyon katı büyüklüğünde bir yoğun kütle olduğunu gösteriyor. Bu büyüklükte bir kütle yoğunlaşması sadece bir karadelik olabilir. Kuasarlar, çok uzak galaksilerin merkezlerindeki son derece parlak nesnelerdir ve karadeliklere düşen maddelerle güçlenir. Gözlemevi Ligo, karadeliklerin çarpışmasıyla ortaya çıkan yerçekimi dalgaları keşfetti.

İnsanları genellikle saçlarından ayırt edebiliriz ancak karadelikler bu açıdan tamamen kel gibi görünüyordu. “Karadeliklerin saçı yok” ifadesi buradan geliyor. 1974’te Stephen, kara deliklerin kusursuz emiciler olmaktan ziyade “karacisimler” gibi davrandığını keşfetti. Bu karacisimlerin ayırt edici özelliği sıcaklıkları.Ve sıcaklığa sahip tüm cisimler termal radyasyon üretir.

Sıcaklığa sahip tüm cisimler bir entropiye sahiptir. Entropi, mikroskopik bileşenleri kullanılarak bir nesnenin, aynı görünmek kaydıyla kaç farklı şekilde yapılabileceğinin ölçüsüdür. Örneğin, sıcak bir metal parçasının atomları, farklı düzenlerde bir araya gelerek aynı şekilde görünen bir metal parçası oluşturabilir. Stephen’in karadelik sıcaklık formülü, kendisine bir karadeliğin entropisini bulabilme imkanını verdi.

Sonraki soru şu oldu: Bu entropi nasıl ortaya çıktı? Bütün kara delikler aynı gözüktüğü için, entropinin ana kaynağı bilgi paradoksunun merkezindeydi.

Matematikte, karadeliklerin tamamen kel olduğu fikrine yol açan bir boşluk olduğunu ortaya çıkardık. 2016 yılında karadeliklerin “hafif saç” olarak adlandırdığımız sonsuz bir koleksiyonuna sahip olduğunu gördük. Bu keşif, karadeliklerin, fizik yasalarında bir bozulmaya yol açtığı fikrini sorgulamamıza imkan veriyor.

Stephen, hayatının sonuna kadar bizimle çalışmaya devam etti ve şimdi konuyla ilgili şu andaki düşüncelerimizi anlatan bir makale yayınladık. Bu makalede karadeliklerin entropisini hesaplamanın bir yolunu ortaya koyuyoruz. Temel olarak entropi, bir karadelik hakkındaki, kütlesine veya dönüşe ek olarak, niceliksel bir ölçüdür.

Bu makale bilgi para-doksunun bir çözümü ol-masa da, bu yönde önemli bir katkı sağladığına inanıyoruz. Daha fazla çalışmaya ihtiyaç var ve bu alandaki araştırmamıza devam edeceğiz. Bilgi paradoksu, bir yerçekimi teorisi bulma arayışımızla yakından bağlantılı.

Einstein’ın genel görelilik kuramı, büyük ölçeklerde uzay-zamanı ve yerçekimini tanımlamakta son derece başarılıdır, ancak dünyanın küçük ölçeklerde nasıl çalıştığını anlamak kuantum teorisini gerektirir. Parçacık fiziğinin “standart modeli” ile açıklandığı gibi, doğanın yerçekimsel olmayan kuvvetleri üzerine olağanüstü başarılı teoriler var. Bu tür teoriler kapsamlı bir şekilde test edildi ve Cern’de Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'nın Higgs parçacığının keşfi, bu fikirlerin olağanüstü bir teyidi.

Ancak yerçekimi hala bu resme dahil edilmiş değil. Stephen, kara delikler üzerindeki çalışmalarının yanı sıra, Einstein’ın fikirlerini kuantum teorisi ile birleştirecek şekilde, yerçekimi ve doğanın diğer kuvvetleri arasında bir birleşmeye öncülük etmeyi umuyordu. Kara delikler üzerindeki çalışmalarımız aslında bu diğer bulmacaya ışık tutuyor.”

Murat Altaş
@TercumeOdasiOrg

https://www.theguardian.com/science/2018/ oct/10/black-holes-and-soft-hair-why-stephen-haw-kings-final-work-is-important 

(Herkese Bilim Teknik,  Sayı 135 - 26 Ekim 2018)

u

6 Ekim 2018 Cumartesi

Duyuru: Toplantı saatlerinde değişiklik




KDP Cumartesi Sohbet Toplantıları'nın toplantı saatlerinde değişiklik yapılmıştır. Yeni düzenlemeye göre 6 Ekim 2018 tarihinden itibaren sonbahar - kış dönemi boyunca saat 15.30 - 17.30 saatleri arasında yapılacaktır.

Toplantı yeri her zaman olduğu gibi Caddebostan Kültür Merkezi'nde, ana girişin bir alt katında bulunan etkinlikler salonudur.


26 Eylül 2018 Çarşamba

Maslow'un Gereksinimler Hiyerarşisi Kuramının Holistik-Karakter Eğitimi Bağlamındaki Genel Çerçevesi (Mustafa Özcan, 26 Eylül 2018)


Maslow'un Gereksinimler Hiyerarşisi Kuramının Holistik-Karakter Eğitimi Bağlamındaki  Genel Çerçevesi 


Abraham Maslow’un “Gereksinmeler Hiyerarşisi Kuramı”nın (*) eğitsel amaç çerçevesinde kullanımı holistik eğitim bağlamında ele alındığında bunun bireyin öğrenme işlevine yönelik olarak en önemli katkısı “kendi-kendine-öğrenme” istemi için gereken holistik-bilgisellik kapsamında konuya özde yepyeni olan bir açılım getirmesidir. 
Öğrenilen yeni holistik bilgi ve bunun edinim tarzı ve de sonuçta elde edilen yaşam için gerekli teorik-pratik birikim öğrenen için ilkeler ve değerler kökenli bir karakter eğitimi ortaya koyabilmek ve böylece de hayatını olumsuzluklara karşı koruyabilmek için yepyeni bir açılım sağlamaktadır. 
Bu hedefin yerine getirilmesinde önemli bir etmen güdülenme bağlamında uygulanması gereken Amitai Etzioni’nin (**) tanımladığı karakter eğitimidir.  Öğrenenler bir Maslow’a göre güdülenirken öte yandan da Etzioni’nin tanımına uygun karakter eğitimini almış olaraktan holistik yaklaşımlı bir öz-öğrenme sürecinin akışı içinde yaşam sürdürme olanağına kavuşmuş olurlar.
Bu yaklaşım 21. yüzyıl eğitim sistemi üzerinde en büyük etkisi olan bir çözüm olacaktır. 
Ancak kendi kendine öğrenenin en yüksek düzeyli öğrenme potansiyeline ulaşma yeteneğine sahip olması için öğrenenin öğrenmeye en verimli biçimde yatkınlık kazanmış olması gerekmektedir. Bunu için de merak eden, bilgi ve bilmeyi öz-gerçekleştirim statüsüne yükseltmiş olmayı en yüksek değer olarak gören bir anlayışı (karakteri) edinmiş olması gerekmektedir.
Diğer bir deyişle öz-öğrenen olmak için yaşamsal gereksinmelerde fizyolojik, güvenlik, aidiyet, saygınlık, bilme-anlama ve estetik aşamalarını geçmiş olaraktan bilgisel                  öz-gerçekleştirim aşamasına ulaşmış olmanın gerektiğini de bu vesile ile aktarmanın yerinde olacağını düşünüyorum.
Mustafa Özcan (29 Eylül 2018)
____________