10 Mayıs 2013 Cuma

Diyalektiğin Gücü (Erdoğan Merdemert, 10 Mayıs 2013)


Diyalektiğin Gücü   


Diyalektik, asıl olarak göreli olanların birbirlerine göre sistematik devinmelerine imkan verdiğinden şimdi bu devinimin entropiye göre pozitif uçlarının linear yönü gelişme olarak kabul edilir. Hareketin kendisi olguların ve olayların arkasında kaldığından şeylerin ve süreçlerin yorumlanması buna (harekete) göre yapılmaz.
Diyalektik en yüksek gücünü dinsel alanda göstermiştir örneğin; Hegel’in diyalektik tanımlamalarında varılan son noktada Tanrı dünyaya inmek için kendini olumsuzlamalıydı ama o tek olduğundan ve göreli olmadığından bunu kendi kendisi ile karşıtlık içinde yapmalıydı ve öyle yaptı (bunun nasıl olduğu bizlere kapatıldı). Önce bu ilk olumsuzlama ile aslını sakladı (sublate etti) sonra oğul olarak 30 sene dünyada kaldı (ve İsa bu yüzden babasız doğdu). Bu Hegel’e göre birinci olumsuzlama idi, sonra İsa göğe yükselerek ikinci olumsuzlamayı  gerçekleştirdi ve kutsal ruh olarak Hristiyan gönüllere yol gösterici olarak kaldı. Üçüncü olumsuzlama ise insanlık adına doğada gelişen saltık tin tarafından gerçekleştirilmeli ve olumlu olmalıydı çünkü o artık olumsuzlamanın olumsuzlamasıydı  ama henüz gerçekleşmedi. Bu üçleme din adamlarına Hegel tarafından bildirildi ve tanrıya ait bu kutsal diyalektik olgular dizisi inanışsal bir varsıllık değil dinsel bir başlangıcın gerçekliği olarak kabul gördü.
Diyalektiğin bu pekiştirme etkisi, onun mantık üzerinde eklektik olarak bulunmasını başarmış olmalı ki bu eklektik olanın töz yani cevher olanı ele geçirmesi bu şekilde gerçekleşebilsin. Hareketten başlayan bu diyalektik sürecin etkisinde kalan ilerleme, dünyada sonsuz çeşitlilik gösterdiği halde karşıtların izole olma şartı nicelik yani çokluk, onların evrime bağlı değişime uğraması da nitelik yani belirlilik olarak var olur ve süreç açısından diyalektiğin nitelik ve nicelikle doğrudan ilgisi vardır. Diyalektik olsun olmasın dünyada nitelik ve nicelik tanımına uymayan hiçbir şey yoktur.

Erdoğan Merdemert (10 Mayıs 2013)

9 Mayıs 2013 Perşembe

"Basic Principles of Dialectic" başlıklı makale hakkında yorum (Zehra Köseoğlu, 9 Mayıs 2013)


Sn. Zehra Köseoğlu'nun, bloğumuzda daha önce yayımladığımız "Basic Principles of Dialectic" başlıklı makale hakkında yazdığı yorum aşağıda yer almaktadır.


* * * 

Konu diyalektik, İngilizce şu cümle düşündürdü beni: “In modern versions of dialectics virtually no understanding of its as development”.

Diyalektiğin gelişme olarak algılanmamasından bahsediyor. 
Yazıda karşıt kutuplar olarak anlaşılması yaygındır diyor. 

Gelişme olarak tanımlanmasına katılmıyorum.

Developlment... evren, dünya ve insanoğlu geride bıraktığı çağlara bakarak buna gelişme diyebilir. Bunda yanlış yok ama bugün kullandığımız tanımların evensel ve zamansız olarak geçerli olması beklentisindeysek, bu ne kadar doğrudur? 

Zira insanoğlunun belki de göremeyeceği ve gelişim olarak adlandırılamayacak durumlar da olabilir. Bugüne kadar hiç şahit olmamıs olmamız, gelişimdir demek ne kadar sağlıklıdır.

Değişim vardır. Tartışılmaz.
Bir ilerleme (durmama hali) de vardır. Sorgusuz.
Ama her seferinde buna gelişim vardır diyebilir miyiz? 
İşte bundan emin değilim.

Zıt kutuplardır da demiyorum, diğer kutup diye tanımlanan noktaya hiç varılamayabilir de.
Sürecin ömrüyle de ilgili.

Koşulların getirdikleriyle (bir elementin başka bir element ile birleşmesi esnasında oluşan koşullar gibi…) ve varoluşundan gelen donanımıyla birlikte sürecini tamamlar.

Sanki her varoluş (basit bir kimyasal tepkime ya da siyasal süreç bile olabilir bu, ya da bir gezegenin ömrü ya da toplumların tarihi) otomatik olarak baslangıcına evrilmeye meğillidir. Bir daire gibi.

Bu arada, daire şeklinde bakarsak zıt kutup göremiyor olmamız gerekir.

Önceden bunun baslangıca geri dönmek olduğunu düşünürdüm ama belli bir süreci geçirmis hiçbir varoluş artık eskisi gibi olamayacağıdan, bunun baslangıca dönüş değil başka bir tür tamamlama hali olduğunu farkettim.

Demek ki başlangıca evrilme dediğim şey aslında yönü belli bir devam etme halidir.

Bu devam etme hali her zaman gelişimsel midir?

Bunu bilemiyorum.

Ama olmadigi halleri henuz bugüne kadar yaşanan çağlarda görememiş olabiliriz.

Su soruyu cevaplayabilsem belki (örnek olarak) belki gelişim midir değil midir anlayabilirim:

Bir gün dünya gezegeni doğasını tahrip etmekten yorgun düşünce, gri bir gökyüzü ve azalmış oksijeni ile bugünkü yasantısından çoook uzak bir duruma erecek. İçindeki bu şartlar dışında etrafındaki yıldızlarla olan koşulları da değiştiğinde yokoluşa doğru giderken buna gelişme mi diyeceğiz?

Yoksa tamamlanma mı?
Ömrünü tamamlama mı?

Bugün dünyaya baktığımızda elbet herşeyi gelişme olarak görüyoruz.
500 yıl sonra?

Başlangıçtaki duruş noktamı bitirirken yineliyorum; diyalektik tanımına zamansız olması gayesiyle bakınca aklıma bu yazdıklarım geliyor...

Zehra Köseoğlu (9 Mayıs 2013)

8 Mayıs 2013 Çarşamba

TET P: Vizyon, Misyon, Oluşum, Çalışmalar ve Çalışmalara Davet

  

TETP, Toryum Ender Topraklar Platformu, dünyada ikinci büyük toryum rezervlerine sahip olan Türkiye'nin sera etkisiz, sürdürülebilir, temiz ve barışçıl olduğundan yeşil enerji diye anılan toryum yakıtlı nükleer enerji hakkında yurtiçinde bilinçlenmeyi sağlayarak üretim düzeninin on yıl içinde kazanılması vizyonu ve misyonu yönünde çaba sarf etmeyi kendine şiar edinmiş sivil bir girişimdir.

Platform, bu konuda bize yol göteren kıdemli Nükleer Fizikçi  Doç. Dr. Sn. Çetin Ertek ve diğer üç deneyimli sanayici dostlarımız Sn. Atilla Dindiren, Sn. Talip Yılmaz ve Sn. Musa Doğan ile birlikte 2012 sonunda başlayarak yürütülen çalışmalarla 2013’ün başında şekillendi.

Tüzel bir kişiliğe gerek duyulmadan gerçekleşen oluşumun ardından haftalık olarak toplanmak üzere ihdas edilen Yürütme Kurulu’nda (YK) üyelik görevlerini üstlenen kurucu arkadaşlarımla birlikte ilk aşamada  toryum enerjisi konusunda Türkiye’de yapılabilecek tanıtım ve bilinçlendirme çalışmalarına yöneldik.

O tarihten bu yana geçen beş ay gibi kısa bir süre içinde başta Yalova Üniversitesi Rektörü Sn. Prof. Niyazi Eruslu ve önceki ETK Bakanı Sn. Dr. Hilmi Güler olmak üzere konunun pek çok uzmanı ve yetkilisi ile toplam 50 civarında görüşme yaptık, temasta bulunduk.

Uyguladığımız çalışma biçiminde haftalık toplanan Yürütme Kurulu’na paralel olarak bir de genişletilmiş YK mahiyeti ile çeyrek yıl dönemli olarak toplanan Koordinasyon Kurulu’nu (KK) oluşturduk.

KK toplantılarına, başta ETK Bakanlığı eski Müsteşarı Sn. Dr. Erdemir Karakaş olmak üzere toryum enerjisi konusunun uluslararası uzmanı Çekmece Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi eski Müdürü Sn. Dr. Reşat Uzmen, medya ve akademi kökenli temsilciler ile Eti Maden’in nadir topraklar ihalesi için yeterlilik almış sinai kuruluşların yetkilileri katılmış bulunmaktadır.

Ayrıca tanıtım kapsamındaki bir etkinlik olarak, toryum yakıtı kullanımını esas alan nükleer teknoloji araştırmaları konusunda Sn. Uzmen 26 Nisan 2013’te ICCI Konferansı’nda başarılı bir tebliğ sunmuştur.

Öte yandan konuyla ilgili iletişimin sağlıklı ve hedeflenen bilgilenmenin derinlikli olabilmesi amacı ile de internette halen 30 civarında üye sayısına ulaşmış bir forum ile bir blog oluşturduk ( https://groups.google.com/forum/#!forum/toryum-ender-topraklar-platformu , http://toryumendertopraklarplatformu.blogspot.com/).

Pek çok haber, bilgi ve makalenin bulunduğu söz konusu sanal iletişim ortamlarının sekretaryalarını gönüllü olarak Sn. Burak Şenol (Forum) ve Sn. Ümit Ersöz (Blog) yürütmektedir. Konuya gönül vermiş diğer dostların, uzmanların, meraklıların ve yetkililerin üye olmaları beklentisi içinde olduğumuzu belirtmeme herhalde gerek dahi yoktur.
  
Haftalık Yürütme ve çeyrek yıl dönemli Koordinasyon Kurul toplantıları TETP çalışmalarına hafta ve ay bazlı olarak yön vermeyi amaçladığından yıl bazlı çalışma programının oluşturulabilmesine yönelik olarak da şimdi daha geniş katılımlı bir etkinlik olarak 2013 Çalıştayı’nı planlamış bulunmaktayız. Temasta bulunduğumuz yetkin ve yetkili kişiler ile konuya gönül vermiş olan katılacakların sayısının şimdiden 40'ı geçmiş olduğunu belirtmekten memnunluk duymaktayız.  

23 Mayıs'ta Yalova Üniversitesi Sn. Rektörü'nün himayesinde Safran Yerleşkesi Konferans Salonu’nda  gerçekleştirilecek olan I.Toryum Çalıştayı 2013 etkinliğine katılmak isteyenlerin Çalıştay Sekretaryasını yürütmekte olan Sn. Selin Pıravadılı Mucur’a (*) başvuruda bulunmaları gerekmektedir.

Konu ile ilgili olarak dünyadaki gelişmelerin hızlı bir tempoda ilerlediğini gözlemlediğimiz toryum yakıtlı nükleer teknolojiyi Ülkemize kazandırma işinin başarı ile sonuçlanabilmesi için sizleri bilginiz, çevreniz ve olabilecek katkınız adına bu çıkarsız çabalarımıza katılamaya davet ediyoruz.


Mustafa Özcan, TETP Kurucusu

________________________  


6 Mayıs 2013 Pazartesi

Basic Principles of Dialectics (I), By Qeen A.


İngilizce olarak hazırlanmış diyalektiğin ilkelerini anlatan bir makalenin ilk ve kısa bir bölümünü aşağıda sizlere aktarıyorum. İkinci bölümü yine burada KDP Bloğunda bilahare yayımlanacaktır

Makale'nin kaynağı ile ilgili bilgi dipnottadır (*).

Kaynak bilgide dikkati çeken bir-iki hususa değinmek istiyorum;

Yazının kökeni Moskova Devlet Sosyal Üniversitesi. Hazırlayan İngiliz (veya çok düşük bir ihtimal ile Amerikan) kökenli bir bayan (Queen A.) iken denetleyense bir Rus kadın öğretim görevlisidir (Frantsuzova NP). Her ikisinin de soyadları gizlilik gereği kısaltılmış olmalı.

Bir diğer husus; Rusya'da bizdeki gibi teknik üniversitelerin olduğunu biliyordum ama sadece sosyal bilimler için bir üniversite kurulmuş olduğunun ilk kez farkındalığını yaşıyorum. AÜ DTC Fakültesi'nin üniversiteye çevrilmesi gerektiğini söyler iken (ki bu Moskova Devlet Sosyal Üniversitesi'ne eşdeğer bir şey olacaktı) işte böyle bir oluşumu kastetmekteydim. Bu tür konularda ilk olmak maalesef hiç bizim işimiz olmuyor. Bu tür oluşumları başarmak bize de bir gün kısmet olmasının temennisindeyim.

Mustafa Özcan (5 Mayıs 2013)


* * *

   Basic Principles of Dialectics (I) 
By Qeen A.
Introduction

The term "dialectic" (from the Greek. - vecti art of conversation and controversy) has different connotations. For the first time he used Socrates, referring art of dialogue aimed at achieving truth through collision of views. Plato considered the dialectic as a process of separation concepts of species and binding them in more general terms: "Genera”?.


Hegel expanded the understanding of dialectics, took her out of a movement of thought, saw the collision and union of opposites in the most indeed, in history, in culture.

In Marxist Philosophy tradition of dialectics was defined as the doctrine of universal communication and development activities through the struggle of opposing began.


In modern versions of dialectics virtually no understanding of its as development. Dominated by an idea of the dialectic as a form of reflection polarities, opposites pervades our life, consciousness, history.
Different versions offer different interpretations of the dialectic principles of relations between opposites - from their possible harmonic synthesis to tragically irreconcilable, eternal confrontation.

However, almost all models of the dialectic contain installation on combination of these opposites, or at least indicate the need of uniting them, available to the main character dialectical conflict - man.

Principles of the (modern) dialectics
Principle - a complex form of knowledge accumulated a major study of its "spirit".

Such principles generally include;
the principle of development,
the principle of universal connection,
the principle of identity (unity) of dialectics, logic and theory of knowledge,
the principle of ascent from abstract to the concrete,
the principle of unity of the historical and logical thought.
________________________________
(*) Moscow State Social University,
Academy of Sociology and Management,
Faculty of Social Tourism
Issued: Queen A.
Control work: Frantsuzova NP

4 Mayıs 2013 Cumartesi

Farklılık (Erol Erbirer, 4 Mayıs 2013)


Farklılık

Aykırı farklılık genel olarak kabul gören ölçütlerin dışında olan her şeydir. Aykırılık, yenilik, olağan dışılıktır.

Doğada hiçbir canlı birebir  diğerinin aynısı değildir. Doğa tam anlamıyla farlılıklar bütünüdür. Farklılıklardan uzak, tek düze bir hayat herhalde çekilmez olurdu.

General Elektriğin efsanevi genel müdürü Jack Welch yaptığı bir mülakatta şöyle söylüyor; Ne zaman astlarımdan ilk duyduğumda beni çileden çıkaran, masadan kaldırabilecek kadar hiddetlendiren farklı ve aykırı bir fikir gelse, uygulamaya koyduğumda şirketimize çok önemli katma değerler yaşatabildiğine şahit oldum. Benim tek yaptığım dilimi sıkıp sonuna kadar dinlemekti.

Burada önemli olan olay biz kavramını ben’in önüne çıkarabilmek, bütünü değerli kılacak sinerjiyi yaratabilmekti. Batı ekonomik gelişimini ve buluşlarını iki şeye borçludur ;

1) Girişimcilik
2) Krizler

Gerçi bu buluşlar insanı daha bencil, daha tembel hale getirsede girişimci ruhun yeniden uyanması için krizler adeta “katalizör” işlevi görmektedir. Ekonomik krizler toplumu silkeleyip kendine getirmektedir. Patentler krizlerde artma gösterir. 109 yılda 14 büyük kriz olmuştur. Bu ekonomik krizlere karşı şaşırtıcı buluşlar :

1) 1830 Dikiş makinası buluşu,
2) 1837 New York’ta bir alışveriş merkezine ilk asansörün takılması,
3) 1873 Alexander Grahambell’in telefonu buluşu,
4) 1890 Daimler 4 tekerlekli ve benzinle çalışan otomobilin yapılışı,
5) 1900 Markoni radyo alıcısını ticari hale getirilmesi,
6) 1920 ilk mikrofonun çoğaltılıp ticari hale getirilmesi,
7) 1929 Alexander Fleming’in penisilini buluşu.

Kısaca krizler tarihi aynı zamanda buluşların ve girişimciliğin tarihidir. Farklı ve aykırı düşünceler Kriz dönemlerinde sorunlara meydan okumakla gelişmiştir.

Derleyen
Erol Erbirer (4 Mayıs 2013)

Farkındalık (Erol Erbirer, 4 Mayıs 2013)


Farkındalık

Yaşamak nedir;  yaşamak farkında olmaktır. Temel olarak zeka da farkındalıkla başlar. Farkındalık herkes için farklı anlama gelir.  En temel haliyle, farkındalık şimdiki deneyimlerimizle olanları kabul ederek ve yargılamadan doğru olanla temas kurma ile ilgilidir.

Farkındalık  “şu anda yaşıyorum” sorunu yanıtlamak için, kendi düşüncelerini  duygularını ve bedenini gözlemlemesi yoluyla elde edilen zihinsel bir durum olarak ta tarif edilebilir. Farkındalıkta dikkat yargısız bir şekilde kendine odaklanmaktır.

Bir çok öğretinin temeli öncelikle kendimizi bilmeyi öğrenme yoluna girip daha sonra buna bağlı gerçeği arama yolunda ilerleyebilmektir. Çünkü gerçek bilgi içimizde mevcuttur. Bu nedenle kendini bilmek bütün bilimlerin temelidir.  Doğru bilgi doğru erdemleri gerçekleştirir. Kendini bilmenin tek yolu ne kadar zor olursa olsun onunla yüz yüze gelebilmektir.  Bu kaçınılmazdır.

Çıkar, maddecilik, güvensizlik, korku kalın bir kabuğun altında kalır. Bu nedenle son aşama olan kendini bilmeyi öğrenmek zordur. Ama zorluklarla mücadeleye girişmiş bir akılda daima güzellikler bulunur. İnsan tüm tutkularından arınmalıdır. Çünkü tutku demirin  üzerindeki pas gibidir, onun parlaklığını gerçek yüzünü örter. Gerçek  her yaprağın altında, her gülüşte, her göz yaşında, duygularında, düşüncelerindedir. Çünkü yaşamın kendisi koşulsuz farkındalıktır. Onu gizleyen örtüyü kaldırırsak kendimizi keşfederiz. İnsanlığın diğer canlılardan farkı gördüklerinin ardına geçebilmesidir. Sekiz yaşındaki inançları ile otuz yaşında kendini hala iyi ve mutlu hissedebiliyorsa ömrünü boşa harcamış demektir.  Yaşamın kendisi de farkındalık sürecinde sürekli öğrenmek, öğrendiklerini yaşayıp yayabilmektir.

Farkındalık katılımcı anlamındadır. Katılımcı anlamının metodu bütüncüldür.

1-Birinci düzey bilgi,
2-İkinci düzey sezgi,
3-Üçüncü düzey anlayıştır.

Bu da farkındalık sayesinde olur. Bilge kişinin en önemli özellikleri bağlantısız olmaları ve olaylara, üstten, tarafsız olarak bakabilmeleridir. Tarafsız olmak tümüyle liberal olmak demek değildir. Tarafsız kişinin görüşü “bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” de değildir. Tarafsız kişi taraftar değildir yani konuya ve görüşe fanatik olarak bağlı değildir. Ayrıca hiçbir ideolojinin savunucusu da değildir. O sadece bütünün hayrına düşünür, bütünün hayrına olanların aynı zamanda kendi hayrına da olacağını bilir.


Erol Erbirer (4 Mayıs 2013)