18 Eylül 2013 Çarşamba

Holistik Bilim için Kırk Deneme (II) (Mustafa Özcan, 18 Eylül 2013)


Holistik Bilim için Kırk Deneme (II)

KDP Bloğu’nda geçen Mayıs Ayı’nda yayımlanmış olan yazı bu başlıklı üçlemenin ilkiydi.

Bu denli bir gecikmemin biraz da kasten olduğunu söyleyeyim. Çünkü holistik bilim önümüzdeki KDP Sonbahar Paneli için işlenecek konu başlığı olarak o yazı yayımlandıktan sonra seçildi. Böyle olunca da son iki yazıyı o tarihe yakın ve sonrası bir zamana bırakmanın çok uygun bir tercih olacağını düşündüm.

İlki’nde de belirttiğim gibi şimdiye dek KDP Bloğu’nda yayımlanmış 40 Deneme’nin toparlayıcı bir tamamlayıcısı olmasını düşündüğüm bu üçlü yazı dizisinin ilkinde, canlılık kuramını temsil eden olarak gördüğüm evrim ve ekoloji ile cansızlık kuramını temsil eden olarak gördüğüm kaos ve karmaşıklığı holistik bilimin iki ana kuramsal üst bilgi ulamı olarak benimsemiş idim.

Ancak bu iki meta (üst) bilgi kümesinin daha üstünde onları bir arada tutan kritik, daha aşkın ve soyut  bir bilgi kümesinin ne olduğu konusunu açıklamamıştım. Bu denemede söz konusu sorunun cevabını veriyorum.

Daha önceki denemelerimi istekle izleyen dostlarım nereye varacağımı anlamışlardır sanırım: Holistik Bilim.

Ama ayrıca bazı okuyucularım için cevabın hiç de sürpriz olmadığını da biliyorum.

Bu arada hemen belirteyim; bilim sözcüğünü büyük harfle başlatmam, sözcüğü “genel” anlamı değil de, buradaki özel durumu ifade eden bir gösterge olarak “özel” anlamını vurgulamak isteyişim nedeniyle oldu. Yani böylece, “holistiyoloji” deyip Latince kökenli yeni fiktif (kurmaca; rasyonel olarak uydurulmuş olan anlamında) bir sözcük kullanmak yerine kulağa daha tanıdık gelen ve “holistik bilim” kavramının bu özel hali için kullandığımı vurgulamış oldum.

Bu terimin, neredeyse on yılı aşkın bir süredir, KDP toplantılarında zikredilmesi gerekli bir amentü haline geldiğini CST-Seminerleri’nin müdavimi dostlar yakinen bilmektedir.
CST-Seminerleri’nde işlenen konuların şöyle veya böyle olan bir yoldan, şu veya bu düzey üzerinde bu kavram ile bağlantılı, ilişkili veya ilintili olduğunu ve/ veya olabileceğini artık KDP Topluluğu değerli müdavim üyelerinin farkında olmanın ötesinde “derinden” anlamış olduklarını sanıyorum.

Şimdiye dek 500 çevresindeki seminer gününde ve de 40’ı aşan denemede holistik bilimin genel kavramları, öğeleri, ilkeleri, çerçevesi, yöntemleri, kapsamı ve amacı gibi konulara değinerek bu “en yeni üst disipliner soyut bilgi alanı”nın tanınmasına katkı sağlamayı istedim.

Ama her yeni konunun tanınmasında olduğu gibi bu alan için de zorlukların mevcut olduğunu, burası için çok etkin bir şekilde faaliyet bulunduğunu, hatta bunu “var gücü” düzeyinde yapmakta olduğunu geç de olsa hayretle fark ettiğimi belirtmeliyim.

Biraz irdeleyici bir tarz ile düşündüğümde konunun önce soyutluğu nedeni ile anlaşılmasından gelen zorluk düzeyi nedeni ile anlatımda çok güçlük çıkardığını söylemek isterim.

Hele hele, İngiliz Toplumu'nun faydacı,  Amerikalıların pragmatist olduğu bir dünyada bizim ise tam olarak “otantist” olduğumuz şeklinde bir genelleme yaparsak ‘Müslüman mahallesinde salyangoz satma’ işine bulaşmış olduğum şeklindeki saptamam herhalde yanlış olmaz.

Ama tüm bu zorluklara karşın holistik bilim ile ilgili söylem ve tanıtım eylemimden geri durmadım, durmuyorum, durmayacağım da değerli okurlarım.

Yurdumuzda ilk kez holistik bilim konusunu konferans düzeyinde ele alan KDP Sonbahar Paneli sonrasındaki yazımı, bu üçlemenin toparlayıcı son denemesi mahiyeti ile toplantıda oluşan yeni görüşler  doğrultusunda kaleme alacağım…

Mustafa Özcan (18 Eylül 2013)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder